HZ. ÖMER’İN O GÜN YAPTIKLARINI MUAVİYE’YE YAZDIĞI MEKTUBUNDAN OKUYALIM (2)
Dedim ki: `Bu boş sözleri ve kadın hikayelerini bir kenara bırak; Ali'ye de ki dışarı çıksın; aramızda hiçbir dostluk ve ihtiram yoktur.' Fâtıma (a.s.) dedi ki: `Ey Ömer! Şeytanla mı Beni korkutuyorsun? Oysa ki şeytanın hizbi güçsüzdür.' Dedim ki: `Eğer dışarı çıkmazsa, ya çok odun getirerek bu evi içindekilerle yakacağım veya Ali (a.s.) sürüklenerek biate götürülecektir.' Bu sırada Konfoz'un kırbacını alıp ona vurdum ve Halid bin Velid'e de: `Sen ve adamlarımız gidin odun getirin, ben onları yakacağım' dedim. Fâtıma (a.s.) dedi ki: `Ey Allah'ın düşmanı! Ey Peygamberin (s.a.v.) düşmanı, ey Emirü'l-Mü'minîn Ali'nin düşmanı!' Fâtıma (a.s.) elleri ile kapıyı tutup onu açmama mâni oluyordu; derken O'nu bir kenara ittim, yine bana mâni olmaya çalıştı, bu defa kırbaçla O'nun ellerine vurdum, O'nu incittim, O'nun inilti ve ağlamasını duydum; neredeyse yumuşayacaktım ve kapıdan geri dönecektim. Ama bu esnada Ali'nin Arap kahramanlarının kanını dökmedeki hınç ve düşkünlüğünü, Muhammed (s.a.v.)'in hile ve sihrini hatırladım, bu esnada kapıya bir tekme vurdum, Fâtıma (a.s.) ise kapıya yapıştı; öyle şiddetle bağırdı ki, Medine'nin alt üst olduğunu zannettim ve şöyle dediğini duydum: `Ay babacığım! Ya Resûlallah (s.a.v.)! İşte çok sevdiğin kızına böyle davranıyorlar! Ah! Ey Fizze! Gel de Beni tut; Allah'a and olsun ki, karnımdaki yavrum öldürüldü!' Duvara dayanarak doğum acısı çektiğini duydum, derken kapıyı itip içeriye girdim, gözlerimi kapatan bir çehre ile beni karşıladı, hicabın üzerinden yüzüne bir tokat vurdum, öyle ki küpesi kopup yere dağıldı..." 380 380 Bihârü'l-Envâr, c.16, s. 295
