BİAT GÜNÜ HZ. FÂTIMA VE HZ. ALİ (3)


"Hz. Ömer geldi ve dedi ki: `Ömer'in nefsi kudret elinde olan Allah'a yeminler olsun ki, ya onlar çıkarlar veya evi içindekiler ile birlikte yakarım.' Orada bulunanlardan bir grup Hz. Ömer'e, `Allah'tan kork. Resûlullah (s.a.v.)'in ardından O'nun hakkını gözet. Ey Ebu Hafs! Bu evde Fâtıma (a.s.) vardır...' dediler. Bunun üzerine Hz. Ömer aldırmaksızın haykırmaya başladı. Yaklaştı, kapıyı çaldı, ardından kapıyı vurdu ve düşünmeksizin eve saldırdı. Ali (a.s.) ona göründü. İşte bu esnada eve giriş anında Zehra (a.s.)'ın inlemesi ve feryadı yükseldi. Bu feryad ancak yardım isteme feryadıydı. `Ey Babacığım! Resûlullah (s.a.v.)...' kelimesi dilinden döküldü. Bu cümleyle Rabbinin rızasına ulaşmak Hz. Resul'e olan yakınlığı ile istimdat etmek istedi. Topluluk geri dönünce, korkmuş ceylanın kaçışı gibi Zehra (a.s.)'ın çığlığından kaçtılar. Ali (a.s.)'ın üzüntüden gözleri şaşkına dönmüştü. Ali (a.s.)'ın hilmi bitip tükenmişti. Himmeti ağırlaşmıştı. Meydana dalış yapıp saldıran kimse gibi öfkesinden parmakları artık kılıcını kavramıştı." 378 Ehl-i Beyt kaynaklarından Bihârü'l-Envâr'dan: "...nihayet Hz. Ömer kapıyı ateşe verdi sonra da şiddetle tekmelemeye ve itmeye başladı. Kapı açıldı, Hz. Ömer içeri girmek istedi. Hz. Fâtıma (a.s.) Hz. Ömer'in önünü kesti. Hz. Ömer kılıfında olan kılıcıyla o Hazrete vurmaya başladı. Hazret belki de halk gaflet uykusundan uyanır ve Ali'yi savunurlar diye ağlayıp, feryat etmeye başladı. Hz. Fâtıma'nın (a.s.) ağlayıp, yardım talebinde bulunmaları, o taş yürekli insanlara hiç tesir etmedi. Hatta O Hazreti dövmeye başladılar ve kamçıyla kolunu morarttılar." 379 378 Abdülfettah Abdülmaksud, İmam Ali (as.), c. 4, s. 274-277 379 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 197