RESÛLULLAH’IN RIHLETİNDEN SONRA HZ. FÂTIMA (4)


Süleyman Belhî El-Hanefî, Yenabiu'l-Mevedde (4. bâb). İbn Esir-i Cezrî, Usdü'l-Gabe Suyûtî, Tarihu'l-Hülafa Cemaluddin Şirazî, Erbain İbn Ebi'l-Hadid, Nehcü'l-Belağa Şerhi Hatib-i Bağdadî, Tarih-i Bağdadî Mevlâ Ali Muttakî Hindî, Kenzü'l-Ummal. 351 Bu tebriği yapan Hz. Ömer, Resûlullah'ın (s.a.v.) rıhletinden sonra söylediklerini tamamen unutacaktır. Resûlullah'ın (s.a.v.) bu hutbesinin hemen ardından Hz. Ali (a.s.) hakkındaki bu konumla ilgili tartışmalar başladı. Sünni El-Halebî'nin eserinden: "Ben kimin mevlâsı isem Ali de O'nun mevlâsıdır, buyurduğu etrafa yayıldığında, bu haberi duyan Haris bin Numan El-Fahri hemen Medine'ye gelir. Resûlullah (s.a.v.) mescidinde ashabı ile otururken Haris içeri girip şöyle konuşur: `Ey Muhammed, Sen Allah'tan başka ilah olmadığına ve Senin Allah'ın peygamberi olduğuna şehadet getirmemizi istedin, bizler de buna razı olduk. Yine Sen beş vakit namaz kılmamızı, Ramazan ayında oruç tutmamızı, mallarımızın zekatını vermemizi, Kâbe'yi haccetmemizi bizlere emrettin, bizler de emrini yerine getirdik. Bütün bunlar Sana yetmiyormuş gibi, şimdi de kalkmış amcanın oğlu Ali'nin elinden tutup demişsin ki: Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır. Bununla da Ali'yi üzerimize kılıp tafdil edersin. Bu, Senden mi, yoksa Allah'tan mı?' 351 Seyyid Muhammed Musevi, Peşaver Geceleri, s. 411-412