RESÛLULLAH’IN, SON NEFESİNİ HZ. ALİ’NİN KUCAĞINDA VERMESİ (4)


`Neye ağlıyorsun ey Ali? Ağlama zamanı değildir bu zaman. Seninle Benim ayrılmamızın zamanı gelmiştir. Seni Allah'a emanet ediyorum, ey kardeşim. Rabbim, Benim için yanındaki nimetleri seçti. Benim ağlamam, kederlenmem ve üzülmem, Senin ve Benden sonra zâyi olacak şu Fâtıma'dan dolayıdır. İnsanlar size zulmetmek için birleşmişlerdir. Ben sizi Allah'a emanet ettim ve Allah sizi emanet olarak kabul etti. Ben kızım Fâtıma'ya bazı şeyler vasiyet ettim, onları Sana anlatmasını emrettim. Sen de O'nun söylediklerini derhal uygula. Çünkü Fâtıma doğru sözlü ve sözleri tasdik edilen, doğrulanan biridir.' Sonra Peygamber (s.a.v.) Fâtıma'yı (a.s.) bağrına bastı ve başını öptü ve dedi ki: `Baban Sana feda olsun, ey Fâtıma!' Bunun üzerine Fâtıma sesli ağlamaya başladı, sonra Babası yine O'nu kucakladı ve şöyle dedi: `Allah'a yemin ederim ki Senin öfkelenmenden dolayı Allah intikam alır ve öfkelenir. Yazıklar olsun zâlimlere, yazıklar olsun!' Ardından Resûlullah (s.a.v.) de ağladı." Hz. Ali (a.s.) şöyle der: "Peygamber (s.a.v.) ağlayınca yüreğimin bir parçası gitti sandım. Çünkü gözyaşları yağmur gibi akıyordu. Gözyaşları sakallarını ve üzerindeki çarşafı ıslatmıştı. Fâtıma'ya (a.s.) sarılmış bırakmıyordu. Başı da Benim göğsümün üzerindeydi. O'na destek oluyordum. Hasan ve Hüseyin de hüngür hüngür ağlıyorlardı." Hz. Ali (a.s.) devamla şöyle der: "Eğer, Cebrail, o sırada evdeydi desem doğru söylemiş olurum. Çünkü kimden geldiğini bilmediğim bir ağlama sesi duyuyordum.