3- TATHİR AYETİ (2)
Sünni Taberî, eserinde Ebi Said el-Hudri'den rivayet etmektedir ki: "Resûlullah (s.a.v.) Fâtıma'yı (a.s.) Ali (a.s.) ile evlendirdikten kırk sabah sonra Ali (a.s.)'ın kapısına gelip şöyle buyurdu: Selam sizlere ey Ehl-i Beyt! Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Ey Ehl-i Beyt! Allah ancak sizden her türlü pisliği gidermek ve sizleri tertemiz bir şekilde kılmak ister." 278 Sünni İmam Ahmed bin Hanbel, Müsned'inde (6. cüz, sy. 323) Ümmü Seleme'den şu nakli yapmaktadır: "Peygamber, Fâtıma'ya (a.s.), `Eşin Ali ile çocukların Hasan ve Hüseyin'i yanıma getir' diye buyurdu. Fâtıma (a.s.) da onları alıp Peygamberin huzuruna getirdi. Sonra da hepsinin üzerine Fedekî cübbesini örttü. Daha sonra Peygamber mübarek ellerini onların üzerine koyarak şöyle buyurdu: Allah'ım! Bunlar Muhammed'in Ehl-i Beyt'idir. Rahmet ve bereketin Muhammed'e ve Ehl-i Beyt'ine olsun. Şüphesiz ki Sen Hamîd ve Mecîd'sin." Ümmü Seleme diyor ki, "Ben cübbeyi elimle kenara iterek altına girmek istedim. Ama Peygamber elimi iterek, `Sen hayır üzeresin' buyurdu." Bu olayı, Sünni Beyhakî, İbnü'l-Münir Sünen kitaplarında yine Ümmü Seleme (a.s.)'dan şöyle nakletmektedirler: "Bu ayet bizim evde nâzil oldu. Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin de orada idiler. Peygamber sonra cübbesini onların üzerine örterek şöyle buyurdu: `Allah'ım, bunlar Benim Ehl-i Beyt'imdir. Onlardan pisliği gider ve onları tertemiz kıl.' Bu ayet bir defa nâzil olmasına rağmen, Resûlullah ayette geçen Ehl-i Beyt'inin kimler olduğunu defaatle işaret etmiştir." 278 Et-Taberî, Zehâirü'l-Ukba, s. 169
