1- MÜBAHALE AYETİ (4)


sat Hasan (a.s.) ve Hüseyin'dir (a.s.). `Kadınlarımızdan' maksat ise Fâtıma'dır (a.s.)." 271 Mübahele ayetinde "oğullarımız, nefislerimiz ve kadınlarımız" ifadeleri hep çoğul olarak verilmesine rağmen, Resûlullah (s.a.v.) yanında oğullardan Hz. Hasan (a.s.) ve Hüseyin'i (a.s.), nefislerden Hz. Ali'yi (a.s.) ve kadınlardan sadece Hz. Fâtıma'yı (a.s.) almıştır. Buradaki nükte ile ilgili olarak, bu beş kişinin İslam dinini temsil eden en seçkin beş kişi olması gösterilmektedir. Bunların katılımı tüm Müslümanların katılımı mânâsına gelmekte idi. Bu ayet Hz. Ali'ye `Peygamberin nefsi' olarak hitap etmiştir. Bu mânâda Hz. Ali (a.s.), Resûlullah'ı (s.a.v.) hayatında ve ölümünden sonra tam anlamıyla temsil edebilecek tek ve en kâmil kişidir. 272 Tabii ki peygamberlik makamı bundan istisnadır. Sünni Fahri Râzi mübahele olayını şöyle nakletmektedir: Resûlullah (s.a.v.) Necran Hıristiyanlarına delillerini açıkladı. Ama onlar kendi cehaletleri yüzünden ısrar ettiler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Gerçekten Allah Bana emretmiştir ki, sizler hücceti kabul etmediğiniz takdirde sizinle mübahale edeyim." Onlar: "Ey Ebe'l-Kâsım, (müsaade ver ki) biz dönüp bu mesele hakkında düşünelim, sonra Senin yanına gelelim" dediler. Onlar geri döndüklerinde görüş sahibi olarak kabul ettikleri büyüklerine; "Ey Mesih'in kulu senin görüşün nedir?" diye sordular. O da: "Ey Hıristiyanlar! Muhammed Allah tarafından gönderilen bir peygamberdir. O, Hz. İsa hususunda doğru olan şeyleri getirmiştir" dedi. 271 Suyûti, Durrü'l-Mensur, c. 2, s. 38-39 272 Et-Teşeyyu, Abdullah Ğureyfî, sy. 224