HZ. FÂTIMA’NIN ÇEYİZİ (3)


`Ali (a.s.) acaba Süleyman'ın kızını o çeyizlerin azameti ile işitip, Benim çeyizimi hakir görür mü? Hazret-i Resul, Süleyman Peygamber gibi neden yapmaz diye düşünür mü?' diye üzüldü ve bu üzüntü ahiret dünyasına göçünceye kadar hatırından çıkmadı. Hz. Ali (a.s.) bir gece rüyasında gördü ki, cennette çok süslü bir taht kurulmuştu. Tahtın çevresinde huriler saf saf dizilmiş, Fâtıma (a.s.) da taht üzerine oturmuştu. Çok güzel yüzlü ve yıldızı parlak bir kız da saçı için iki tabak cevahir hazırlamıştı. Fâtıma'nın (a.s.) kendisine bakmasını bekliyordu. Hz. Ali (a.s.) Fâtıma'ya (a.s.) sordu: `Acaba bu kız kimdir?' Hz. Fâtıma (a.s.) cevap verdi: `Ya Ali! Bu Süleyman peygamberin kızıdır. Rabbim Benim hizmetime göndermiştir. Ya Ali! Sen bir gün Bana bu güzelin hikayesini anlatmıştın. Ve bu merak Benim hatırımdaydı. Fakat bu meraktan hiçbir üzüntü duymamıştım. Onun sevabına Bana bu saadet erişti. Ey Ali! Taç ki Süleyman Peygamber tarafından güveyine verilmişti. Hamd Sancağı'nı (Livaü'lHamd) taşımak da Sana kısmet edilmiştir.' Hamd sancağı bir bayraktır ki, Hz. Peygambere (s.a.v.) hastır. Boyu haddinden fazla olup üç yazı vardı. Biri batıda, biri doğuda, biri de Mekke istikametinde idi. Birisinin yazısı Bismillahirrahmanirrahim, birinin yazısı Elhamdü lillahi Rabbi'l-âlemin, birinin de yazısı La ilahe illallah Muhammedü'r-Resûlullah idi. Nakledilmiştir ki, kıyametin mahşer meydanında o Hamd Sancağı'nı hazırlayıp şöyle seslenecektir: `Nerededir Muhammed ümmeti, nerededir o Haşimî Seyid'e uyanlar?' Ve Hz. Muhammed (s.a.v.) o mübarek sancağı eline alıp bütün nebiler, bütün İslam ehli o bayrak altında toplanacaklardır. Nitekim şöyle buyurmuştur: `Adem'le, O'nun zürriyetinden ge-