PEYGAMBERİMİZİN HADİSLERİ VE DAVRANIŞLARIYLA İLGİLİ SÖZLERİ (2)


"Nerede olursanız olun, bana salât ü selam getirin. Çünkü sizin salât ü selamlarınız Bana ulaşır." "Bir gün Peygamberimize (s.a.v.) bir kadın geldi. Yanında iki oğlu vardı. Resulüllah'tan yiyecek istedi. O da kadına üç hurma verdi. Kadın iki oğluna birer hurma verdi. Çocuklar hurmaları yedikten sonra annelerine baktılar. Bunun üzerine kadın elindeki hurmayı ikiye bölerek her bir parçayı bir oğluna verdi. Bunu gören Peygamber (s.a.v.): "Oğullarına gösterdiği merhametten dolayı Allah ona rahmet etsin" buyurdu." "Peygamberimiz dualarının birinde şöyle dedi: "Allah'ım, ayak sürçmelerimi bağışla. Korktuğumdan emin eyle. Bana karşı haddi aşanların hakkından gel. Bana zulmedene karşı yardımcım ve destekçim ol. Ondan intikam aldığını Bana göster." Hz. Peygamber'in (s.a.v.) uygulamalarına ve ahlakî erdemlerine gelince, İmam Hasan (a.s.) bunları yaymaya çok önem verirdi. Bu husustaki bilgilerin bir bölümünü, Peygamberimizin (s.a.v.) üvey oğlu, Fatıma'nın anadan kardeşi ve kendisinin dayısı olan Hind b. Ebu Hale et-Temimi'den ediniyordu. Çünkü bu zat Peygamberimizin (s.a.v.) kişisel özellikleri ile ahlakî erdemlerini bütün incelikleri ile tanımlıyordu. Peygamberimizin (s.a.v.) konuşma tarzını anlatırken söylediklerinin bazıları şöyledir: "Peygamber (s.a.v.) devamlı üzgündü. Sürekli düşünürdü. Hiç rahat halde olmazdı. Gereksiz yere konuşmazdı. Suskunluğu uzun sürerdi. Sözlerinin başlangıcı ve sonu çırpıcı ve net olurdu. Artığı, eksiği olmayan kapsamı geniş anlamlı cümlelerle konuşurdu. Kabalık ile gevşeklik arasında yer alan yumuşak bir tutuma sahipti. Az bile olsa minneti (nimeti) yüceltirdi. Hiçbir minneti (nimeti) kötülemezdi. Tadılacak (yenecek) bir şeyi ne kötüler, ne de överdi. Dünya ve dünya için olup bitenler onu öfkelendirmezdi. Ama hak çiğnendiği zaman O'nu hiç kimse tanıyamaz olurdu, hakkı zafere ulaştırıncaya kadar öfkesini hiçbir şey dindiremezdi. Eliyle bir şeye