İMAM HASAN’IN MİRASINA GENEL BİR BAKIŞ (2)


İslam'ı saptıranların ve sapanların yeltenecekleri tahriflerden ve yozlaşmalardan koruma alanıdır. İslam'ın ortaya koyduğu hayat değişimi, sosyal veya ekonomik olmak kadar, aynı zamanda kültürel bir olgunlaşmadır. Buna göre Ehl-i Beyt imamlarının kendilerini ümmeti eğitmeye, risalet kavramlarına ve değerlerine ilişkin kültürel bilincini geliştirmeye adamalarında şaşılacak bir şey yoktur. Çünkü onlar, başta gelen görevlerini, ilahi risaletin ve Peygamberin (s.a.v) hedeflerini açıklayan Kur'an ayetlerinden hareketle eğitim ve bilinçlendirme olarak görüyorlar. O Peygamber ki, imamın kendisini onun uzantısı ve bu peygamberin gayretleri sonucu oluşan risalet, velayet ve ümmet gibi fidanların özenli koruyucusu olarak görür. Nitekim yüce Allah, risaletin hedeflerini ve Peygamberin (s.a.v) görevlerini açıklayan şu ayetinde şöyle buyuruyor: "O, onlara Allah'ın ayetlerini okur, onları kötülüklerden arındırır, onlara Kitabı ve hikmeti öğretir." 640 İmam Hasan (a.s.) her ne kadar dinî ve ilkesel sebepler yüzünden halifelikten feragat etti ise de, meydanı ve Peygamberimizin (s.a.v.) miras birikimini cahiliye artıklarının ellerinde yağmalanmaya bırakmadı. Tersine, üzerine devletin oturacağı ve şeriatın hükümlerinin uygulanmasına zemin oluşturacak bir alt yapıyı, eğitim yolu ile geliştirmeye kendini verdiğini görüyoruz. İmam Hasan (a.s.), İslam ümmetine sunduğu belgeler aracılığı ile zengin bir ilmî, manevî ve fikrî miras bıraktı. Bu manevî miras ve belgeler; konuşmalar, vasiyetler (tavsiyeler), tartışmalar, mektuplar ve çeşitli bilgi dallarında söylenmiş hadisler şeklinde bize ulaşmıştır. Bu belgeler, İmam Hasan'ın (a.s.) farklı türlerdeki ilgi ve gayretlerini, bilgi birikiminin geniş çaplılığını ve İslam ümmetinin o günlerde yaşadığı fitne ve felaketlerle dolu dönemin gereklerini nasıl enine boyuna kavradığını ortaya koyuyor. Bu öyle bir 640 Cuma, 2