SOSYOLOJİK VE STRATEJİK BAKIMDAN MUKAYESESİ
Nehcü'l Belaga'daki meşhur bir hutbede Hz. Ali'nin halkı cihada davet ettiği ve sonra Sıffin'de öldürülen sâdık ashabını anarak şöyle buyurduğu geçer: "Nerede doğru yolda yürüyüp hak üzere giden kardeşlerim? Nerede Ammar? Nerede İbn Teyhan? Nerede Zu'ş-Şehadeteyn? (Huzeyme b. Sabit el-Ensarî)" İmam sonra ağladı. O bu hutbeyi cuma namazında okuyup insanları hareket etmeye davet etti. Fakat yazıyorlar ki, sonraki cumaya ulaşmadan darbe alarak şehit oldu. İmam Hasan (a.s.) da ilk önce Muaviye'yle savaşmaya kararlıydı, fakat ashabının başında geçenleri görüp onların hazır olmadığına ve iç ihtilaflara dikkat edince savaşmaktan vazgeçip barış yapmaya karar verdi. Yani İmam Hasan (a.s.) bu savaşın utanç verici bir savaş olduğunu, o insanlarla savaşa gitmenin rezillikten başka bir şey olmadığını gördü. "Sabat"ta kendi ashabı gelerek mızraklarla ayağına vurdular. İmam Hüseyin'in (a.s.) hareketinin büyük imtiyazlarında biri, Hazretin tüm şiddet ve sıkıntılar karşısında direnen, iman bakımından güçlü bir çekirdek oluşturmasıydı. Tarih onlardan birinin bile düşman ordusuna sığındığını yazmıyor; fakat tarih düşman ordusundan büyük bir grubun Aşura Günü onlara katıldığını yazıyor; yani İmam Hüseyin'in (a.s.) ashabından bir (veya iki) kişi dışında hiç kimse zaaf göstermemiştir. O da Zahhak b. Abdullah Maşrikî'dir. Zahhak başından beri İmam Hüseyin'e (a.s.) şöyle dedi: "Ben varlığımın size bir yararı olacağını ihtimal verdiğim sürece sizinle birlikteyim; fakat size en küçük bir yararım dokunmayacağını bildiğim anda ayrılacağım. Ben bu şartla sizinle birlikteyim." Zahhak bu şartla İmam Hüseyin'le (a.s.) birlikte gitmeye razı oldu; İmam da kabul etti. Aşura Gününe kadar, o son anlara kadar kaldı. Sonra İmam Hüseyin'in (a.s.) huzuruna gelip, "Ben size koş-
