SOSYOLOJİK VE STRATEJİK BAKIMDAN MUKAYESESİ
Dolayısıyla İmam Hasan'la (a.s.) İmam Hüseyin'in (a.s.) durumunu karşılaştırdığımızda bunların hiçbir açıdan mukayese edilemeyeceklerini görüyoruz. Arz etmek istediğim son bir şey de İmam Hüseyin'in (a.s.) çok net bir mantığa ve çok keskin bir kılıca sahip olmasıdır. Nedir o? "Kim Allah'ın haramlarını helal eden... zorba bir yöneticiyi görürse.... Onu cehennem ateşine atmak Allah üzerine bir hak olur..." Yani kim Allah ve Rasulü'nün adalet ölçüleri dışında şöyle böyle yapan zalim bir yöneticiyi görür de sessiz kalırsa Allah huzurunda günahkârdır. Fakat İmam Hasan (a.s.) için bu mesele daha söz konusu değildi. "Bunlar gelecek olsalar bundan böyle şunları yapacaklar" mantığı bir şeyi yapmış olmaktan, şimdi onların karşısında somut bir senet ve delile sahip olmamızdan farklıdır. İşte bu nedenle İmam Hasan'ın (a.s.) barışı İmam Hüseyin'in (a.s.) kıyamı için zemin hazırladı, diyorlar. Emevilerin halka gizli olan mahiyetlerinin ortaya çıkması için İmam Hasan'ın (a.s.) bir süre kenara çekilmesi, böylece ileride yapılacak olan kıyamın tarihî açıdan geçerli olması gerekiyordu. Daha sonra Muaviye'nin hiçbir şartına bağlı olmadığı anlaşılınca Ehl-i Beyt taraftarlarından bir grup gelip İmam Hasan'a (a.s.), "Artık bu antlaşmanın hiçbir geçerliliği yoktur (doğru söylüyorlardı; çünkü Maviye onu çiğnemişti), onun için gelin kıyam edin siz" önerisinde bulundular. Fakat İmam, "Hayır; kıyam Muaviye'den sonra olacak" cevabını verdi. Yani durumlarını daha iyi ortaya koymaları için bunlara biraz daha fırsat vermek gerekir; kendilerini iyice ortaya koyduktan sonra kıyam vakti gelmiş olacaktır. Bu cümlenin anlamı şudur: İmam Hasan (a.s.) Muaviye'den sonra hayatta olsaydı ve İmam Hüseyin'in (a.s.) bulunduğu konumda olsaydı kesinlikle kıyam ederdi.
