2- İNSANLARIN DUYARSIZLIĞI (2)


Hz. Ali bu insanlardan olan şikayetini bir hutbesinde şu şekilde ifade etmişti: "... emir dinlememenizle işimi boşa çıkardınız. İş o yere vardı ki, Kureyş, "Ebu Tâlib oğlu yiğit bir erkektir ama savaşmayı bilmiyor" dediler. Oysa savaş ilmini benden daha iyi kim bilebilir?" 520 Hz. Ali son günlerinde hep şu duaya devam ediyordu: "Allah'ım ben onlardan bıktım, onlar da benden bıktı. Ben onlardan usandım, onlar da benden usandı. Beni onlardan kurtar, onları da benden kurtar." Sonra elini sakalına götürdü, "Sizin en şakinizi bunları kana boyamaktan alıkoyan nedir?" dedi. 521 Hz. Hasan da insanların bu duyarsızlığına ve Hz. Ali'nin çektiği sıkıntılara bizzat şahit olmuştu. Hz. Hasan şöyle anlatıyor: "Hz. Ali bana dedi ki, "Resulüllah bu gece rüyama girdi. Ona, "Ya Resulallah, ümmetinden gördüğüm bu sıkıntı ve düşmanlık da nedir?" diye sordum. Bana, "Onlara beddua et" buyurdu. Ben de, "Allah'ım bana onlardan daha hayırlısını, onlara da benden daha şerlisini nasip et" dedim." Hz. Hasan anlatmaya devam ediyor: "Dışarı çıktı ve az sonra vuruldu." 522 İşte aynı insanlar İmam Ali'nin şehadetinden sonra hilafete geçen Hz. Hasan'a karşı da aynı gevşekliği gösterdiler. (Şam seferi için Hz. Ali'nin topladığı ordunun tamamının değil, ancak bir kısmının İmam Hasan'ın saflarında yer aldığını da burada bir kez daha hatırlatalım. Bu grup ciddi bir gevşeklik içindeydi). Öte yandan, buraya kadar verdiğimiz bilgilerden de anlaşılacağı 520 Aiyne-i İslam, s. 250, 251 521 Musannef, İbn Abdurrezzak, c. 10, s. 154; Tabakat, c. 3, s. 4 522 Tarihu'l-İslam, s. 649