HZ. ALİ’NİN HİLAFETTEN UZAKLAŞTIRILMA SEBEPLERİ NELERDİR? (4)

Ehl-i Beyt'tendirler: `Allah ancak siz Ehl-i Beyt'ten kötülükleri gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.'960 İbn Abbas ardından şöyle der: "Kine gelince, kendisine ait bir şey gasp edilmiş olan ve bu şeyin başkanının elinde olduğunu gören insan kin tutmaz mı?" Ömer kızar, bağırır ve şöyle der: "Duydum ki sen her yerde, `Bize ait olan hilafet kıskançlık ve zulümle elimizden alındı' diyormuşsun." İbni Abbas gerilemeden, duruşunu bozmadan şöyle dedi: "Evet kıskançlıktan elimizden alındı. Nitekim İblis de Âdem'i kıskandı, O'nun cennetten çıkarılmasına neden oldu. Evet, zulümle alındı. Ey mü'minlerin emiri! Sen hak sahibinin Acemlere karşı, Resulüllah'tan dolayı Arapları haklı görmedin mi? Ve sen diğer Araplara karşı Resulüllah'tan dolayı Kureyş'i haklı görmedin mi? Biz de diğer Kureşyliler'den ve başkalarından daha fazla Resulüllah'a yakınız ve O'nunla ilgili bir şeyde daha fazla söz sahibiyiz." Ömer şöyle der: "Benden uzaklaş ey İbn Abbas." Ömer, onun kalkıp gitmek istediğini görünce bir kötülük […]

HZ. ALİ’NİN HİLAFETTEN UZAKLAŞTIRILMA SEBEPLERİ NELERDİR? (5)

di hakkını korumuş olur. Kim bu hakkı zâyi ederse, kendi hakkını zâyi etmiş olur."961 2- Hz. Ali Kureyş'in ileri gelenlerinin tamamına yakınını savaşlarda öldürmüş ve onlara ağır bir darbe indirmişti. Kureyş kabile geleneklerinde Resulüllah'tan sonra akrabası olarak dökülen kanların öcünü alabilecekleri kişilerin başında Hz. Ali gelmekteydi.962 Allah Resulü ısrarla -içlerinde Sakife topluluğunun da bulunduğuMüslümanları Usame'nin ordusuna katılmaya teşvik ediyor, onlar ise sürekli bir mazeret gösteriyorlardı. Allah Resulü vefat edeceğini hissettiğinden dolayı, Medine'yi boşaltmak ve Hz. Ali'nin hilafeti için uygun zemin hazırlamak istiyordu. Çünkü sahabenin Ali'ye bu işi bırakmayacaklarını hissediyordu. Nitekim öyle de oldu. Resulüllah ashabına sık sık şöyle derdi: "Eğer Ali'nin peşinden giderseniz -ki gideceğinizi sanmıyorumsizi apaçık bir yola ileteceğini görürsünüz."963 Taberi ve İbn-i Ebi'l-Hadid gibi tarihçiler bu konuda Hz. Ömer'in şöyle dediğini yazıyorlar: "Ebu Bekir'in hilafet işi acele ile gerçekleşti. Allah onun işini hayır eylesin.964   961 Tarih-i Taberi c. 3, […]

HİLAFET KİMİN HAKKIYDI?

Görüldüğü gibi, Hz. Ebu Bekir Sakife'de halife seçilmiş, ardından da Hz. Ali halifeye biat etmeye zorlanmıştır. Hz. Ali ise biat etmeyi kabul etmemiş ve istenmeyen olaylar meydana gelmiştir. Peki, haklı olan kimdir? Sakife'de uzun tartışmaların ardından halife seçilen Hz. Ebu Bekir mi? Yoksa ona biat etmeyen Hz. Ali mi?

İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ

1- "Ey Muhammed! Hani Rabbin meleklere: `Ben muhakkak yeryüzünde bir halife yaratacağım' demişti..."965 2- "Ey Davud! Seni yeryüzünde halife kıldık."966 3- "Ey İbrahim! Seni insanlara imam ettim."967 4- "Ve içlerinden sabrettikleri zaman, emrimizle doğru yola iletir imamları çağıracağız."968 Bu ayetlere göre Allah bu önderleri nasp ediyor.969 Hz. Ali hakkında ise: 1- "Bugün sizin için dininizi kemâle erdirdim, size nimetlerimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı beğendim."970 965 Bakara, 30 966 Sa'd, 26 967 Bakara, 124 968 Secde, 24 969 Fazilet-i Ehl-i Beyti Resulullah, Enis Emir, s. 62 970 Maide, 3

İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (2)

Bu ayet Gadr-i Hum hutbesinde nâzil olmuştur: Resulüllah (s.a.v.) Gadr­i Hum'da halkı topladı. Günlerden perşembe idi. Sonra halkı Ali b. Ebi Tâlib'e itaate davet etti. Sonra Ali'nin kolundan tutarak kaldırdı. Öyle ki koltuk altının beyazlığı görüldü. Sonra buyurdu ki; "Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır. Allah'ım! O'nu seveni sev, O'na düşman olana düşman ol, O'na yardım edene yardım et, yardım etmeyerek yalnız bırakanı yalnız bırak." Sonra henüz insanlar dağılmamıştı ki, "Bugün sizin için dininizi kemâle erdirdim..." ayeti nâzil oldu. Bunun üzerine Resulüllah (s.a.v.) buyurdu ki: "Allahüekber! Din kemâle erdirildi; nimet tamamlandı. Allah Benim risaletime ve Ali'nin de velayetine razı oldu."971 2- "Sen ancak bir uyarıcısın; her toplumun bir yol göstericisi vardır."972 Kuleyni'nin Usul-ü Kafi adlı eserinden İmam Muhammed Bâkır (a.s.) şöyle rivayet eder: "Uyarıcı Resulüllah'tır (s.a.v.). Her zaman bizden insanları Allah'ın Peygamberinin (s.a.v.) getirdiği şeylere hidayet eden bir yol gösterici vardır. Resulüllah'tan (s.a.v.) sonra […]

İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (3)

Bu ayet Gadr-i Hum'da İmamı Ali (a.s.)'ın hakkında nazil olmuştur. 4- "Sizin veliniz, ancak Allah, O'nun Elçisi ve namaz kılıp, rükû halinde sadaka veren müminlerdir."975 Tefsir kitaplarında bu ayetin, namaz kılarken rükû halinde iken, parmağındaki yüzüğü sadaka olarak veren İmam Ali (a.s.) hakkında nâzil olduğu ifade edilmektedir.976 5- "Topluca Allah'ın ipine sımsıkı yapışın."977 İmam Rıza (a.s.), babaları kanalıyla İmam Ali (a.s.)'dan şöyle nakletmektedir: "Resulüllah (s.a.v.) buyurdu ki: Kurtuluş gemisine binmek, sağlam tutacağa sarılmak ve Allah'ın muhkem ipine yapışmak isteyen; Ali'yi sevsin ve O'nun evlatlarından olan hidayetçileri izlesin."978 Sünni Celaleddin El-Suyûti'nin "Durrü'l Mensur" adlı eserinde cüz 4, s. 409-410'da bu konuda şu delil vardır: "Rabbinden açık bir delil üzerinde bulunan ve onu, ondan bir şahit takip eden..."979 ayetindeki Resulüllah (s.a.v.) olup, takip eden şahıs İmam-ı Ali'dir (a.s.). 6- Aynı eserin 608. sayfasında Ra'd Sûresi 7. ayetle ilgili olarak şunlar ifade edilmektedir: "Sen ancak bir uyarıcısın ve […]

İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (4)

Sonra elini Hz. Ali'nin (a.s.) omzuna uzatarak şöyle devam buyurdu: "Ey Ali, Sen ise kavmin (ümmetin) hâdisisin (doğru yol göstericisisin). Ey Ali, Benden sonra doğru yolu bulmak isteyenler ancak Seninle bulabilirler." 7- Sünni Nesai'de İbn-i Abbas'tan rivayetle şöyle ifade edilmiştir: "Resulüllah'ın (s.a.v.) hayatında Ali'nin şöyle dediğini kendim duydum: "Allah şanı yüce olsun şöyle buyuruyor: `Muhammed sadece bir peygamberdir. O'ndan önce de nice peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse geriye mi döneceksiniz? Kim geriye dönerse Allah'a hiçbir zarar vermez. Allah şükredenlerin mükafatını verecektir.'980 Allah'a yemin olsun ki, Allah bizlere hidayeti ihsan ettikten sonra düşmeyiz. Allah'a yemin olsun ki, şayet Resulüllah (s.a.v.) ölür veya katledilirse, O'nun savaştığı yol üzerinde ölene kadar savaşırım. Allah'a yemin olsun ki, Ben O'nun (Resulüllah'ın) kardeşi, velisi, vârisi ve amcasının oğluyum. Kim, O'na Benden daha haklıdır?"981 Bu ayetlerde Peygamberimizin beyanı ile Hz. Ali işaret edilmektedir. Önce Peygamberimizin Gadr-i Hum'daki […]

İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (5)

şöyle buyuruyor: Ben canını alacağım her peygamberimin ve her resulümün canını, ancak dinimi kemâle erdirdikten ve hüccetimi tamamladıktan sonra alırım. Bu dinden de senin üzerinde tebliğ etmen gereken iki fariza kalmıştır; hac farizası ve Senden sonrası için velâyet ve hilâfet farizası. Ben yeryüzümü asla hüccetsiz bırakmadım ve asla bırakmayacağım." Resulüllah (s.a.v.), hac farizasının bitirip Medine'ye doğru yola çıktı. Cuhfe'ye varmadan, Gadr-i Hum denen yere vardığında Cebrail (a.s) nâzil olup, "Ey Muhammed" dedi. "Allah (Azze ve Celle) Sana selam ediyor ve şöyle buyuruyor: Ey Resul, Sana indirileni tebliğ et (insanlara ulaştır); eğer bunu yapmazsan peygamberliğini tebliğ etmemiş gibi olursun. Ve Allah Seni insanlardan koruyacaktır."982 Bunun üzerine Resulüllah, bir ucu Cuhfe'ye yaklaşan Müslümanların önde gidenlerinin geriye çağrılmalarını ve geride kalanlarının da orada toplanmalarını emretti. Ardından Allah Resulü namaza toplanma emri verdi. Orada bulunan ağaçların altının temizlenmesi ve minber şeklinde taşların üst üste konulmasını emretti ve […]

İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (6)

"Ey insanlar Ben hilafet emrini kıyamet gününe kadar imamet veraseti olarak neslime emanet ediyorum." "Ali, Allah tarafından tayin edilen imamdır." "Benden sonra Ali Allah'ın emriyle sizin veliniz ve imamınızdır. İmamet makamı ondan sonra da Allah ve Resulü'yle görüşeceğiniz güne kadar O'nun evlatlarından olan Benim neslimin hakkıdır."983 Yine Resulüllah (s.a.v.) Gadr-i Hum günü şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Ali'den başkasına yönelerek sapıklığa düşmeyin, O'ndan yüz çevirmeyin, O'nun velayetinden ayrılmayın." Muhammed b. Ferat, İmam-ı Muhammed Bâkır'dan o da babasından ve dedesinden şöyle nakletmişti: "Resulüllah buyurdu ki: Hiç şüphesiz Ali b. Ebi Tâlib, Allah'ın ve Benim halifemdir. Allah'ın ve Benim seçtiğim kimsedir. Allah'ın ve Benim hüccetimdir. Allah'ın ve Benim kapımdır. Allah'ın ve Benim seçtiğim kimsedir. Allah'ın ve Benim habibimdir. Allah'ın ve Benim halilim (dostum)dir. Allah'ın ve Benim kılıcımdır. O Benim kardeşim arkadaşım, vezirim ve vasimdir. O'nu seven Beni sevmiştir. O'na düşman olan Bana düşman olmuştur. O'nun savaşı Benim savaşımdır. O'nun barışı Benim […]

İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (7)

ve Yüce Rabb'inin rubûbiyyetini inkar enden kimse gibi olur."985 Ayrıca, Hz. Ali ile ilgili yüzlerce hadisten birkaçını ise şöyle sıralayabiliriz: İbn-i Hacer "Es-Sevaik" adlı eserinin 90. sayfasında İbn-i Sa'd'dan şu iki hadise yer verir: "Ben ve Ehl-i Beyt'im cennette bir ağacız; o ağacın dalları dünyadadır; Allah'a doğru bir yol bulmak isteyen o dallara sarılmalıdır." "Her dönemde ümmetim için Ehl-i Beyt'imden adil kimseler vardır. Bunlar sapıkların tahrifini, bâtıl iddiada bulunanların iddiasını ve cahillerin tevilini bu dinden uzaklaştırmaktadır. Bilin ki, imamlarınız sizi Allah'a doğru götürürler, öyleyse sizi götürenin kim olduğuna bakın." Süleyman Kunduzi El-Hanefi "Yenabi'ul-Mevedde" isimli eserin 20. bâbında Himvini'den naklen, Hz. Resulüllah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Ali Hak iledir, Hak da Ali iledir. Hak nereye meylederse, Ali de onunla meyleder." Hafız Ebu Nuaym Ahmed b. Abdullah İsfahani, "Hilyetü'l­Evliya" adlı eserinin c.1, s.63'de şu rivayete yer verir: "Ey Ensar topluluğu! Sizleri sıkıca sarıldığınız takdirde asla sapmayacağınız […]

İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (8)

Ayrıca, Sünni Muhammed b. Yusuf Genci Eş-Şafii, "Kifayet'ut­ Tâlib" adlı kitabının 44. bâbında şu hadisi nakleder: "... O Ali, mü'minlerin sultanıdır; o ondan gelinecek olan kapımdır; O Benden sonra halifemdir." Sünni Süleyman Belhi, `Menakıb'dan rivayetle şu hadisi nakletmektedir: "Beni nübüvvete seçene ve Beni mahlukatın en üstünü kılan Allah'a and olsun ki, (Ey Ali) şüphesiz Sen, Allah'ın kullarına olan hücceti, O'nun sırrının emini ve O'nun kullarının halifesisin." Sünni eserlerden Tarih-i Bağdadi'de şu hadis rivayet edilmektedir: İmam-ı Ali bin Ebi Tâlib'den rivayetle Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ey Ali, Allah'tan Senin için beş şeyi sordum (istedim) dördünü verdi ve birini men etti. Sordum ve Senin için şunları istedim; kıyamet gününde yer ilk Senin üstünden yarılacak. Sen Benimle beraber ve Liva-i Hamd Senin elinde olacak, O'nu Sen taşıyacaksın. Senin Benden sonra mü'minlerin velisi olduğunu, Bana verdi."986 Sünni eserlerden Tarih-i Bağdadi'de şu hadis rivayet edilmektedir: İbn-i Abbas dedi ki, […]

İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (9)

Resulüllah (s.a.v.) Burak'ı vasfettikten sonra Abbas dedi ki: "Daha kimler ya Resulallah?" Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ve kardeşim Sâlih (a.s.) kavminin kestikleri devesi üzerinde olacak." Abbas dedi ki: "Daha kimler ya Resulallah?" Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ve amcam Hamza bin Abdülmuttalib. Allah ve Resulü'nün aslanı, şehitlerin seyyidi, Benim devemin üzerinde olacak." Abbas dedi ki: "Daha kimler ya Resulallah?" Resulüllah (s.a.v.) buyurdu ki: "Ve kardeşim Ali (a.s.) cennet develerinin birinin üzerinde olacak. Devesinin ayağındaki aksaklık incidendir, devenin mahmeli ise kırmızı yakuttandır. Ali'nin elinde Liva-i Hamd olacak ve kendisi, Allah'tan başka ilah yok ve Muhammed O'nun Resulüdür, diye nida edecektir. Hazır bulunan halk diyeceklerdir ki: `Bu ancak mürsel bir nebi ya da Allah'a yakın olan bir melektir.' Bu sözler üzerine Arş'ın ortasından şöyle bir ses gelecek: Bu (İmam-ı Ali) ne yakın bir melek, ne de mürsel bir nebidir, ne de Arş'ı taşıyandır. Bu Ali bin Ebi Tâlib'dir. Rabbil Âleminin […]

İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (10)

Resulüllah (s.a.v.) buyurdu ki, "Ali bin Ebi Tâlib ile beraber onlara karşı savaşacaksınız. Ammar bin Yâsir, Ali ile beraberken öldürülecek."988 Resulüllah (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Mirac Gecesi Beni göğe götürdüklerinde peygamberleri topladılar, Ben de onlarla beraber oturdum. Bir melek gelerek Bana şöyle dedi: Allah-u Teâlâ buyuruyor ki, `Bu peygamberlerden ne üzere gönderildiklerini sor.' `Ne üzere gönderildiniz?' diye sorduğumda, `Senin velayetin ve Ali bin Ebi Tâlib'in velayeti üzere gönderildik' dediler."989 Sünni Muttaki Hind'in eserinden; Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Bana iman edip, Beni tasdik edene Ali bin Ebi Tâlib'in velayetini tavsiye ederim. Her kim O'nu veliy'ül-emr edinirse Beni edinmiş olur ve her kim Beni veliy'ül-emr edinirse Allah'ı edinmiş olur. Her kim Ali'yi severse Beni sevmiş olur, Beni seven ise Allah'ı sevmiştir. Her kim Ali'ye buğzederse Bana buğzetmiştir. Bana buğzeden ise, şanı yüce olan Allah'a buğzetmiştir."990 Sünni eserlerden Menakıb'da ifade edilmiş olduğu üzere Resulüllah (s.a.v.) buyurdu ki: "Her peygamberin vasi […]

İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (11)

Ashab: "Evet ya Resulallah" deyince, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Sarılmış olduğunuz takdirde dalalete düşmeyeceğiniz o kimse (gördüğünüz) bu Ali'dir. Öyleyse Benim sevgimle O'nu seviniz; Benim kerametimle O'na ikramda bulununuz. Şüphesiz Cebrail, Allah tarafından size söylediklerimi Bana emretti."992 Sünni, İbn Esir-i Cezri'nin "Usd'ül-Gabe Fi Ma'rifet El-Sahabe" adlı eserinde Amran bin Hüseyin'den, şöyle rivayet edilmektedir: "Resulüllah, başında Ali bin Ebi Tâlib olmak üzere bir ordu göndermişti. Savaştıkları yerde aldıkları esirlerden Ali kendine de bir cariye aldı. Hz. Ali'nin etrafındakiler bunu Ali'ye (a.s.) fazla görüp istemediler. Ashabdan dört kişi birbiriyle anlaşıp şöyle dediler: "Resulüllah'ı (s.a.v.) gördüğümüzde Ali'nin yaptığını anlatacağız." Müslümanlar bir seferden döndüklerinde ilk önce Resulüllah'ın (s.a.v.) yanına uğrayıp selamlaştıktan sonra evlerine giderlerdi. Bu ordu da Medine'ye vardığında önce Resulüllah'a (s.a.v.) uğradı. Selamlaştıktan sonra o birbiriyle anlaşan dört sahabeden biri ayağa kalkıp şöyle dedi: "Ya Resulallah, bakmaz mısın, Ali bin Tâlib şöyle şöyle yaptı?" Resulüllah (s.a.v.) yüzünü o sahabeden çevirdi. […]

İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (12)

Bu arada Hz. Ömer'in "nübüvvet ve saltanat bir arada toplanmaz" sözünü de açmak gerekir. Acaba gerçekten nübüvvet ve saltanat bir arada bulunamaz mı? Bunun cevabı Kur'an-ı Kerim'de açıkça belirtilmiştir. Ayette bahsi geçtiği üzere nübüvvet ve hilafet, Hz. Musa (a.s.) ile kardeşi Harun (a.s.)'da bir araya toplanmıştır. Menzilet hadisi ile Resulüllah bu konuya işaret ediyor ve Hz. Ali'nin kendi nezdindeki durumunu Harun'la Musa'nın durumuyla ifade ediyor. Bu konudaki bir diğer iddia da, Hz. Ebu Bekir'in yaşı gereği bu makama daha layık olduğudur. Resulüllah (s.a.v.) Tebük Savaşı için hareket ederken, Medine'de yerine, genç olan Hz. Ali'yi (a.s.) bırakmıştır. O esnada da Hz. Ömer ve Hz. Ebu Bekir O'ndan yaşlıdır, onlar kalsın dememiştir.994 Öte yandan Allah Resulü'nün hayatının son günlerinde Hz. Ali hariç herkesi, bütün sahabeleri ısrarla Usame'nin ordusuna katılmaya davet etmesi de mânidardır. Bu hareket bir mânâda Medine'yi boşaltmak ve Hz. Ali'nin halifeliği için uygun ortam hazırlanmasını sağlamak maksadına […]

HZ. ALİ’NİN HİLAFETLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİ

Bazı tarihçiler Hz. Ali'nin, bütün bu olaylara ve anlattığımız şekilde gerçekleşen hilafet seçimine razı olduğunu ve hiçbir itirazının olmadığını yazmışlardır. Bu iddia doğru mudur? Hz. Ali bu konuda şunları söylüyor: "... Allah'a and olsun ki, hiçbir zaman Arab'ın Peygamberden sonra imamet ve liderliği O'nun Ehl-i Beyt'inden alacağı, hilafeti Benden uzaklaştıracağı aklımın ucundan geçmezdi. Beni üzen halkın biat etmek için falancanın etrafında toplanmasıydı. Elimi çektim ta ki; gözlerimle gördüm, bir grup İslam'dan çıkmış Hz. Muhammed'in dinini yok etmek istiyorlardı. Eğer İslam ve ehline yardım etmezsem İslam'ın parçalanıp yok olmasına tanık olmaktan korktum. Bunun acısı benim için halifelik ve hükümetten mahrum olmaktan daha büyüktü. Çünkü birkaç günlük dünya kârıdır ki zelil olup son bulacaktır. Serabın sona erdiği veya bulutların birbirinden koptuğu gibi. Ama Ben bu gelişmelere karşı ayaklandım ve (savaşta) bâtıl ortadan kalkıp, yok oldu. Din ayakta kalıp sağlamlaştı."995 995 Nehcü'l-Belağa, Sufbhi Salih, 62. Mektup

HZ. ALİ’NİN HİLAFETLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİ (2)

İmam Ali (a.s.) buyurdu ki: "Resulüllah (s.a.v.) Bana hitaben buyurdu ki: Sen Kâbe'nin menzilindesin, Sana gelirler, Sen gitmezsin. Şayet bu toplum Sana gelip hilafeti teslim ederse kabul et, vermezler ise bırak yanlarına gitme ta ki onlar Sana gelsin."996 Hz. Ali'nin Şıkşıkiye997 hutbesi olarak bilinen meşhur konuşması edebî bir şaheser olmasının yanı sıra, hilafetle ilgili düşüncelerini ortaya koyması bakımından dikkat çekicidir. "Allah'a yemin ederim ki, filanca halifeliği bir gömlek olarak giydi. O Benim hilafete karşı konumumun, milin değirmen için olan konumu gibi olduğunu bilir. Sel Benden iner, kuş Bana yükselemez. (Burada Hz. Ali konumunun yüceliğine işaret ediyor). Hilafetle arama bir perde sarkıttım. Ve onun hakkındaki düşüncemi içimde sakladım. Kesik bir elle üzerine atlamayı ya da, büyüğü iyice ihtiyarlatan, küçüğü yaşlandıran, mü'minin Rabb'ine kavuşuncaya kadar içinde, çabaladığı kör bir karanlığa sabretmek zorunda kalmayı düşündüm. Buna karşı sabretmenin daha uygun oluğunu gördüğüm için üzülmeme, boğazımda düğüm olmasına ve […]

HZ. ALİ’NİN HİLAFETLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİ (3)

lafeti, arazisi sert, kaba bir mülkiyet haline soktu. Ona dokunmak zorlaştı. Hilafet işlerinde tökezlemek ve özür beyan etmek çoğaldı. Hilafetin sahibi, huysuz devenin binicisi gibidir. Onu sıkarsa burnunu yarar, gevşetirse kendini tehlikeye atar. Allah'a yemin ederim ki, insanlar huysuz devenin yere yıkılmasıyla, renkten renge girmekle ve yolunu kaybetmekle imtihan edildi. Zamanın uzunluğuna ve imtihanın şiddetine sabrettim. Kendi yoluna gideceği sırada, hilafeti Beni de onlardan birisi zannettiği bir gruba bıraktı. (Hz. Ömer'in belirlediği altı kişilik gruba değiniliyor.) Aman Allah'ım, o ne şûra! Birincisinden daha faziletli olduğum, konusunda bir kuşku mu vardı ki, birbirlerine benzer kişilerle bir tutulur oldum? Fakat yere konduklarında Ben de kondum, uçtuklarında Ben de uçtum. (Her şeye rağmen onlara muhalefet etmediğini kast ediyor). Derken, onlardan bir adam kendi kinine (Sa'd b. Ebi Vakkas) diğeri ise hısımına (Abdurrahman İbn-i Avf) meyletti. Bu gruptan olup hayatı yemeğini yediği yerle, çıkardığı yer arasında, göğsünü kabartarak geçen […]

HZ. ALİ’NİN HİLAFETLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİ (4)

Evet! Allah'a yemin ederim ki, onu duydular ve ezberlediler. Ancak dünya onların gözüne süslü göründü; süsü hoşlarına gitti. Taneyi yaran ve ruhu yaratana yemin olsun ki; biat için hazır olan bir topluluğun hazır olması ve yardım edenin de varlığıyla, hüccetin kıyamı olmasaydı, ayrıca Allah âlimlere bir zâlimin karnını tıka basa doldurmasına ve mazlumun aç kalmasına (Zâlime karşı çıkıp, mazlumu desteklemekten söz ediliyor) karşı hareketsiz kalmamalarını şart koşmasaydı, hilafet devesinin ipini sırtına atar, sonuncusunu ilkinin kâsesiyle sulardım. Bulduğunuz bu dünyanız, Benim yanımda bir keçinin aksırmasından daha değersizdir." Hutbesinin burasına gelince, Iraklılar'dan biri ayağa kalkarak O'na bir mektup verdi. O da okumaya başladı. İbn-i Abbas dedi ki, "Ey Mü'minlerin Emiri! Konuşmana kaldığın yerden devam etsen!" Hz. Ali şöyle dedi: "Heyhat ey İbn-i Abbas! Bu bir salyadır (köpüktür). Önce ortaya çıktı, sonra yok oldu." İbn-i Abbas dedi ki, "Allah'a yemin ederim ki, Mü'minlerin Emiri'nin istediği gibi bitiremediği bu […]

HZ. ALİ’NİN HİLAFETLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİ (5)

Bu ifadelerden anlıyoruz ki, Hz. Ali, Müslümanların ihtilafa düşmesinden, kan dökülmesinden ve putperestliğe dönülme ihtimalinden korktuğu için susmayı tercih etmiştir.1000 Sakife toplantısının haberi kendisine ulaştığında Hz. Ali, "Ensar ne dedi?" diye sordu. "Bizden bir emir, sizden bir emir olsun dediler" cevabını alınca, "Onlara karşı Resulüllah'ın (s.a.v.), Ensar'ın iyilerine iyilik yapılmasını kötülerinin ise bağışlanmasını vasiyet etmesini delil olarak getirmediniz mi?" diye sordu. "Bunda onların aleyhine nasıl bir delil var ki?" diye sordular. Hz. Ali, "Eğer emirlik onlarda olsaydı haklarında vasiyette bulunulmazdı" dedi. Ardından "Kureyş ne dedi?" diye sordu. "Kendilerinin Resulüllah'ın ağacı olmalarıyla delil getirdiler" dediklerinde Hz. Ali, şöyle cevap verdi: "Ağacı delil getirdiler ama meyveyi ihmal ettiler."1001 Burada Hz. Ali inkarı mümkün olmayan şu delilleri ortaya koymaktadır: 1- "Eğer hilafet Ensar'ın hakkı olsaydı, Hz. Peygamber onlar hakkında vasiyette bulunmazdı" diyor. Halbuki Allah Resulü Ensar'ın iyilerine iyilik yapılmasını, kötülerini ise affedilmesini vasiyet etmiştir. Demek ki liderlik Ensar'a […]
Scroll to top