SAKİFE OLAYI

Hz. Ebu Bekir'in Halife Seçilmesinin Yankıları Hz. Ali ve Ben-i Haşim'in ileri gelenleri Peygamberimizin defin işlemleri ile meşgul iken Ensar'dan bir grup Ben-i Saide'nin Sakifesinde toplanmışlardı. Maksatları bir durum değerlendirmesi yapmaktı. Ensar'ın Evs ve Hazrec kabileleri arasında önceden beri süregelen bir anlaşmazlık söz konusuydu. Resulüllah'ın vefatıyla boşalan liderlik makamını biri diğerine bırakmak istemiyordu. Ensar'ın Hazrec kabilesi Sa'd b. Ubade'nin halife olmasını istiyorlardı. Hazrec'in başkanı Sa'd b. Ubade ayağa kalktı ve şöyle dedi: "Ey Ensar topluluğu! Arap kabilelerinden dinde sizin gibi kıdeme ve İslam'da üstünlüğe sahip bir kabile yoktur! Muhammed (s.a.v.) kavminin içinde on küsur yıl kalıp onları Rahman'a ibadete, putlardan ayrılmaya davet etti. Kendisine kavminden pek az kimselerden başkası iman etmedi. İman edenlerse

SAKİFE OLAYI (2)

ne Resulüllah'ı (s.a.v.), ne O'nun dininin şerefini, ne de kendilerini zulüm ve işkencelerden koruyabildiler! Allah sizi üstün kılmayı dileyince, size ikramda bulunup nimetini tahsis etti; kendisine ve Resulü'ne (s.a.v.) inanmayı, Resulüllah (s.a.v.) ile ashabını korumayı, Resulüllah (s.a.v.)'i ve dinini güçlendirmeyi, düşmanları ile savaşmayı size nasip etti! İnsanlar içinde O'nun düşmanlarına karşı sizden daha şiddetlisi, düşmanları üzerinde sizden daha ağır basanı yoktur! Araplar ister istemez Yüce Allah'ın emri ile düzeldiler, yola geldiler. En uzaktakiler bile İslamiyet'in hükmüne boyun eğdiler. Nihayet Yüce Allah, Resulü'nü (s.a.v.) yeryüzüne sizin sayenizde hâkim kıldı. Arapları, Resulü'ne (s.a.v.) sizin kılıcınızla yaklaştırdı. Allah, Resulü'nü (s.a.v.) sizden hoşnut ve gözünün içi güler bir halde vefat ettirdi. Öyleyse bu işe herkesten önce siz el atmalı, siz başlamalısınız. Çünkü bu iş herkesten önce size aittir."930 Bu arada Hz. Ömer'e, Ensar ve Muhacirler'den bir grubun Saideoğulları'nın avlusunda toplandığı haberi ulaştı. Olayın bundan sonraki seyri ilginçtir. […]

SAKİFE OLAYI (3)

de bir sergi üzerinde yastığa dayanmış olarak halka hitap ediyordu. Kaynakların ifadesine göre, Sa'd'ın amcasının oğlu Beşir, onun halifeliğe geçmesine ramak kaldığını görünce telaşa ve kıskançlığa kapılmıştı. Ebu Bekir usta bir konuşmacı olarak söze başladı: "Biz, Muhacirler insanlar içinde ilk önce Müslüman olmuş kimseleriz. En üstün soy bizimdir. Yurdumuz da tam ortadadır. İnsanlar içinde seçkin yüzlere sahip bizleriz. Akrabalık bakımından da Resulüllah (s.a.v.)'e en yakın olanlar da biziz. Siz İslam da bizim kardeşlerimizsiniz. Dinde bizim yardımcılarımızsınız. Yardım ettiniz. Ganimetlerde bizim ortağımızsınız. Allah sizi hayırla mükâfatlandırsın versin. Bizler emirleriz, sizler vezirlersiniz."931 Konuşmanın bu bölümünde Ebu Bekir, "Araplar, Kureyş'in bu oymağından başkasına boyun eğmez. Allah'ın verdiği lütuflar hususunda kardeşleriniz olan Muhacirler'le yarışmayın. Sizin için halife olarak şu iki adamdan birine razı oldum" dedi. Bunu söylerken Ömer b. Hattab ve Ebu Ubeyde b. Cerrah'ı işaret etti. Görüldüğü gibi Hz. Ebu Bekir bu konuşmasında iki esas üzerinde durdu: […]

SAKİFE OLAYI (4)

Bekir şöyle dedi: "İşte Ömer ve Ebu Ubeyde! Onlardan istediğinize biat edin."932 Ebu Bekir ve Sa'd b. Ubade Ensar ve Muhacirler'in üstünlüklerinden söz eden konuşmalar yaptılar. Ancak kalabalığın biat konusundaki kararında Ensar'dan Beşir İbn Sa'd'ın konuşması etkili oldu. Beşir İbn Sa'd, Sa'd b. Ubade'nin amcası oğludur. Onun halifelik makamına aday olduğunu duyunca kıskançlığa kapılmış ve yaptığı konuşma ile Ensar'dan hilafet konusundaki iddialarından vazgeçmelerini istemiştir. "Ey Ensar topluluğu! Vallahi şayet biz müşriklerle cihad konusunda ve dinde bunlardan öncelikli olma konusunda üstün olmamız ancak Rabbimizin rızasını ve Nebimizin taatını istememizden dolayıdır." Daha sora şöyle devam etti: "Dikkat edin! Hz. Resulüllah (s.a.v.) Kureyş'tendir. Ve Kureyş de bizden daha çok hak sahibidir ve önceliklidir. Allah'a kasem olsun ki benim onlarla hiçbir zaman çekişeceğimi ve tartışacağımı görmeyeceksiniz. Allah'tan korkun ve onlara karşı gelmekten sakının ve onlarla tartışmayın." Ardından ayağa kalkarak Ebu Bekir'e biat etti. Habbab ibn Münzir de […]

SAKİFE OLAYI (5)

bir pay vermezler." Bundan sonrasını `Hidayet Önderleri' isimli eserden aktaralım: "Bu bölünmeyi sağlayan Beşir b. Sa'd'ın sözlerini fırsat bildi Ebu Bekir. Ardından Hz. Ömer Ebu Ubeyde'nin elinden tutarak şöyle seslendi: "Ey insanlar! Bu Ömer bu da Ebu Ubeyde bunlardan istediğinize biat edin." Habbab b. Münzir, önceden hazırlanmış bu üçlü planı fark ettikten sonra ayağa kalktı ve şöyle dedi: "Ey Ensar topluluğu! Elinize sahip çıkın ve bu adamın ve arkadaşlarının sözlerini dinlemeyin. Yoksa sizin bu işteki payınızı alıp götürüler." Taberi'nin beyanına göre, bu sözler karşısında Hz. Ömer büyük bir kızgınlıkla şunları söyledi: "Hz. Muhammed'in iktidarı ve emirleri hususunda bizimle çekişecek olan kimmiş? Biz O'nun yakınları ve aşiretiyiz. Allah'a yemin ederim ki, sapıklığa dalmış, günahla hemhal olmuş ya da felakete düşmek üzere olan birinden başkası böyle bir cüreti gösteremez." Habbab b. Münzir, Ömer'in bu meydan okuyuşunu ve sert üslubunu duyunca Ensar'a döndü ve şöyle dedi: "Eğer […]

SAKİFE OLAYI (6)

ederim ki eğer isterseniz, onu köksüz bir dala çeviririz." Bu noktada bir çatışma çıkma ihtimali an meselesi idi. Ebu Ubeyde b. Cerrah araya girdi. Gayet yumuşak ve sakin bir sesle şöyle dedi: "Ey Ensar topluluğu! İlk yardım eden ve koruyan sizsiniz, değiştiren ve dönüştürenlerin ilki olmayın." Tarih-i Taberi'de bu an hakkında şu rivayet yer alır: "Ebu Bekir, Ebu Ubeyde ve Ömer b. Hattab'dan birinin halifeliğe seçilmesini önerdiği zaman, bu ikisi Ebu Bekir lehine adaylıktan çekildiler. Buna Ensar'ın tepkisi şöyle oldu: Biz Ali b. Ebi Tâlib'den başkasına biat etmeyiz."934 Hz. Ömer bu diyalogların sonunda Ebu Bekir'e yöneldi ve dedi ki: "Uzat elini ey Ebu Bekir! Allah'ın seni oturttuğu bu makamdan hiç kimse seni uzak tutamaz." Onun ardından Ebu Ubeyde b. Cerrah ayağa kalktı ve ona dedi ki: "Sen Muhacirler'in en faziletlisisin, mağaradaki iki kişinin ikincisisin. Resulüllah (s.a.v.) olmadığı zaman O'nun yerine namaz kılan kimsesin." Bunun üzerine […]

SAKİFE OLAYI (7)

Bu noktada şunu hatırlatmakta fayda vardır ki, Hz. Ömer Gadr-i Hum günü, yani Resulüllah Hz. Ali'yi halife ilan ettiği gün O'nu ilk tebrik eden sahabelerin başında geliyordu. Sakife toplantısının ardından olaylar şöyle devam etti: Sahih-i Buhari'de nakledildiğine göre, "Ömer, halkı Ebu Bekir'e biate teşvik ediyor ve şöyle diyordu: `Ebu Bekir Resulüllah'ın mağara arkadaşıdır. O, Müslümanların işlerini yürütmeye daha layıktır. Haydi, ona biat edin.' Enes b. Mâlik diyor ki: O gün gördüm ki Ömer Ebu Bekir'e, kalk minbere çık diyordu. Ve bu konuda o kadar ısrar etti ki, sonunda Ebu Bekir minbere çıktı ve halk ona biat etti."937 Daha sonra Ebu Bekir ve etrafındaki grup mescide yöneldi. Ömer ile yanındakiler, Ebu Bekir'in yanından ayrılmıyordu. Kimin yanına gitseler Ebu Bekir'i öne çıkarıyor ve ona biat ettiriyorlardı.938 Seçimin ardından, Abdurrahman b. Avf yaşanan gelişmelerle ilgili olarak şunları söyledi: "Ey Ensar topluluğu! Gerçi siz erdemli, yardım eden ve önceliği […]

SAKİFE OLAYI (8)

Yine biliyoruz ki, Kureyş'te ismini zikrettiğin kimseler arasında öyle bir kimse vardır ki, şayet halifeliğe talip olsa hiç kimse buna itiraz etmeyecektir. O da Ali b. Ebi Tâlib'dir."939 Eğer Hz. Ali (a.s.) o toplantıdan haberdar edilip orada bulunsa idi, aday olacaktı ve Ensar onun halifeliğine yukarıda yaşanan kargaşada olduğu gibi itiraz etmeyecekti. Bu olaylar olurken, Hz. Peygamberin mübarek naaşı henüz yerinde duruyordu. Tarih-i Taberi'nin 2. cildinin 457. sayfasında beyan edildiğine göre, "Müslümanlar Sakife'de hilafet meselesini müzakere etmek için toplanmamışlardı. İki ayrı kabile, Evs ve Hazrec kendilerine birer emir tayin etmek için toplanmışlardı." Bu esnada Ebu Bekir ve Ömer meclise gelip olayın boyutlarını bir anda değiştirdiler ve tartışmanın seyrini kendi lehlerine çevirmeyi başardılar. Yani; 1- Ensar Sakife'de hilafet meselesini müzakere etmek için toplanmış değildi. Hz. Peygamberden sonra ortaya çıkması muhtemel durumları değerlendirip müzakere etmek için toplanmışlardı. 2- Ancak Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer, olaya müdahale ederek meselenin […]

HZ. ALİ BİAT İÇİN ZORLANDI MI?

İbn Ebi'l-Hadid, Nehcü'l-Belağa Şerhi'nde (c. 2, s. 19) Şa'bi'ye istinaden şunları yazıyor: "Ebu Bekir, Haşimiler'in Ali'nin evinde toplandıklarını öğrenince Ömer'e, `Halid nerededir?' diye sordu. Ömer de `Buradadır' deyince, `Öyleyse gidin, Ali ve Zübeyr'i biat etmeleri için dışarı çıkarın' dedi. Ömer ve Halid, Fâtımâ'nın evine gittiler. Ömer içeri girdi. Halid kapıda bekliyordu. Ömer, Zübeyr'in elindeki kılıcı görünce, `Bu nedir?' diye sordu. Zübeyr cevaben, `Bunu Ali'ye biat etmek için hazırlamışım' dedi. Ömer, Zübeyr'in kılıcını aldı ve oradaki bir taşa vurup kırdı. Evde Ben-i Haşim'den birçok kişi vardı. Ali'ye, `Kalk gidelim, Ebu Bekir'e biat et' dedi. Ali gitmek istemedi. Ömer, Hz. Ali'nin elinden tutup çekmeye başladı. Nihayet O'nu Halid'e teslim etti. Sokakta Halid'le beraber pek çok kişi vardı. Ebu Bekir onları Ömer'e yardım etmeleri için göndermişti. Ömer ve Halid, Ali'yi çekerek zorla götürüyorlardı. Halk da so-

HZ. ALİ BİAT İÇİN ZORLANDI MI? (2)

kaklara çıkmış seyrediyordu. Hz. Fâtımâ Ömer'in hareketlerini görünce, başsağlığına gelen kadınlarla beraber evden çıktı. Ömer'in yaptıklarını görünce feryat edip, ağlamaya başladılar. Ebu Bekir'in yanına vardıklarında Fâtımâ Ebu Bekir'e hitaben: `Resulüllah'tan sonra O'nun evine iyi baskın yaptınız. Allah'a and olsun ki, Allah'a kavuşuncaya kadar Ömer'le konuşmayacağım.' Buhari ve Müslim şöyle yazmaktadır: Fâtımâ, Ebu Bekir'e öfkelendi. Vefat edene kadar onunla konuşmadı."941 Ehl-i Sünnet'in tanınmış âlimlerinden Taberi konuyla alakalı şunları yazmaktadır: "Ömer bir grup ile Hz. Zehra'nın evinin önüne geldi ve şöyle dedi: Eğer içindekiler biat etmek için dışarı çıkmazlarsa, yemin ederim ki bu evi ateşe veririm."942 Bu noktada, Taberi`de birbirini tutmayan farklı rivayetlere de rastlamaktayız. Şöyle ki; Taberi Tarih'in 3. Cilt, 207. sayfasında şunlar yazılmaktadır: "Habib b. Sabit şöyle naklediyor: Ali b. Ebi Tâlib evindeydi. O'na bir adam geldi ve `Ebu Bekir biat alıyor' dedi. Bunun üzerine Ali gömleği ile mescide gitti. Üzerinde rida ve izar yoktu, biat […]

HZ. ALİ BİAT İÇİN ZORLANDI MI? (3)

"Amr b. Hureys, Said b. Zeyd'e, `Ebu Bekir'e ne zaman biat edildi?' diye sordu. Said, `Resulüllah vefat ettiği gün' diye cevap verdi. O zaman Amr, `Ebu Bekir'e muhalefet eden oldu mu?' diye sordu. Said, `Hayır. Ona mürted olanlardan ya da mürted olmaya yakın olanlardan başkası muhalefet etmedi. Allah Ensar'ı korudu ve onlar ona toptan biat ettiler' dedi. Amr, `Biat hususunda Muhacirler'den geri kalan oldu mu?' diye sordu. Said, `Hayır, Muhacirler ardı ardına gelip ona biat ettiler' dedi."943 İbn Ebu Şeybe, El-Musannef adlı eserinde şöyle rivayet ediyor: Zeyd b. Eslem babası Eslem'den rivayetle: "Resulüllah (s.a.v.)'in vefatından sonra Ebu Bekir'e biat edildiğinde Ali ve Zübeyr, Fâtımâ bint-i Resulüllah (s.a.v.)'in yanına vardılar ve O'nunla müşavere ettiler. Durumları hakkında fikir alışverişinde bulundular. Bu Ömer bin Hattab'a ulaşınca çıktı ve Fâtımâ (a.s.)'ın huzuruna geldi ve şöyle dedi: Ey Resulüllah (s.a.v.)'in kızı! Allah'a kasem olsun ki bize Senin Babandan daha sevimli hiçbir […]

HZ. ALİ BİAT İÇİN ZORLANDI MI? (4)

gidin. Görüşlerinizi gözden geçirin. Benim yanıma dönmeyin.' Onlar Zehra (a.s.)'ın yanından ayrıldılar. Ebu Bekir'e biat edinceye kadar Hz. Zehra'nın yanına dönmediler."944 "Ömer, Hz. Ali'nin evini ve içindekileri yakmak için geldi Fâtımâ'yla karşılaşınca dedi ki: Ümmetin dâhil olduğu şeye siz de dâhil olun."945 Ehl-i Beyt eserlerinde şunları görüyoruz: Mesudi'nin beyanına göre olaylar bu kadarla sınırlı kalmamış, meydana gelen arbedede Hz. Fâtımâ karnındaki çocuğunu düşürmüştür. Mesudi o gün yaşanan olayları şöyle anlatıyor: "... Derken Ali'ye saldırdılar. O'nun evinin kapısını yaktılar. Evde bulunanları zorla çıkardılar. Hanımların efendisi Fâtımâ'yı ise kapı ile duvar arasında sıkıştırdılar. Bu arada Muhsin adlı çocuğunu düşürdü."946 Ehl-i Beyt âlimleri olayların devamını şöyle anlatmaktadır: Seyyid Murtaza, Telhis'iş-Şafi'nin 3. cildinin, 76. sayfasında şöyle diyor: "Başlangıçta hadisçi ve tarihçiler, Peygamberin sevgili kızının evine yapılan saldırıyı nakletmekte çekinmiyorlardı. Ve şu konu onlar tarafından kesin bir şekilde biliniyordu ki, o gün halifenin memuru tüm gücüyle kapıyı Fâtımâ'ya doğru itti. Fâtımâ […]

HZ. ALİ BİAT İÇİN ZORLANDI MI? (5)

Bu hazin olayların özellikle Ehl-i Sünnet'in kaynaklarında yer almayışının sebebi de buradan anlaşılmaktadır. Seyyid Murtaza'ya göre bütün engellemelere rağmen yine de bu düşük olayı bazı kitaplara girdi. Mutezile fırkasının reisi İbrahim İbn Seyyar'dan, Şehristani şöyle naklediyor: "İbni Seyyar diyor ki, Ömer biat almak için evin kapısını Fâtımâ'ya doğru itince Fâtımâ çocuğunu düşürdü. Ve Ömer, içeride Ali, Fâtımâ, Hasan ve Hüseyin olmasına rağmen evin yakılması için emir verdi."947   947 Şehristani, Milel ve Nihel c. 2, s. 59

HZ. FÂTIMÂ’NIN EVİNİN MAHREMİYETİ

Hz. Fâtımâ (a.s.)'ın evinin Cenab-ı Hak katında da özel bir konuma sahip olduğu ayet ve hadis ile sabittir. Biat günü Ömer ve adamlarının yaptığı tecavüz bu konudaki ayet ve hadisi de çiğnemiştir. "Allah'ın yüksek tutulmasına ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde, insanlar sabah akşam O'nu tesbih ederler."948 Hz. Peygamber (s.a.v.) Mescid-i Şerif'te iken bu ayet nâzil oldu. Bir adam kalktı ve şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü, bu evler mi?" Resulüllah (s.a.v.) de şöyle buyurdu: "Peygamberlerin evleri." Bunun üzerine Ebu Bekir Resulüllah (s.a.v.)'e, "Ey Allah'ın Resulü -Ali ve Fâtımâ'nın evine işaret ederekbu ev de o evlerden midir?" dedi. Resulüllah (s.a.v.): "Evet, hatta en üstünlerindendir" buyurdu. 948 Nur, 36

HZ. FÂTIMÂ’NIN EVİNİN MAHREMİYETİ (2)

Halifenin destekçilerine göre, Hz. Ali'den biat alma işi, peygamberlikten bile önemliydi. "Ebu Bekir, Ali'yi biat için çağırdı ama o kabul etmedi. Ömer'i gönderdi. Ömer evi yakmak için ateş getirdi. Hz. Fâtımâ onu görünce, `Ey Hattab'ın oğlu! Evimi yakmak için mi geldin' buyurdu. Ömer, `Evet bu iş (hilafet) Babanın getirdiğinden (risalet) daha önemlidir' dedi."949 İbn Ebi'l Hadid, Nehcü'l-Belağa Şerhi'nin 1. cildinin 134. sayfasında Hz. Ali'nin biat için Ebu Bekir'e zorla getirilme hadisesini ve sonrasını şöyle anlatıyor: "Haşimiler, Ali'nin evinde toplanmışlardı... Ömer bir grup askerle eve geldi. Şöyle dedi: `Dışarı çıkın, biat edin.' Onlar buna yanaşmadı. Zübeyr kılıcını çekerek dışarı çıktı. Ömer, `Bunu yakalayın' dedi. Bu sırada Ali'yi çekerek zorla Ebu Bekir'e götürdüler. Ali, `Ben Allah'ın kuluyum, Resulüllah'ın kardeşiyim' diyor, ancak kimse aldırış etmiyordu. Ebu Bekir'in yanına vardıklarında o, Hz. Ali'ye, `Biat et' dedi. Hz. Ali şöyle buyurdu: `Ben bu makama daha layığım. Benim size değil, sizin […]

HZ. FÂTIMÂ’NIN EVİNİN MAHREMİYETİ (3)

Daha sonra Ebu Ubeyde b. Cerrah Hz. Ali'yi sakinleştirmek maksadıyla şöyle konuştu: Sen henüz gençsin. Bunlar Senin kavminin yaşlılarıdır. Senin onlar kadar deneyimin ve olaylar hakkında bilgin yoktur. Ebu Bekir bu işle ilgili olarak Senden daha güçlüdür. Zorlukların üstesinden daha iyi gelebilir. Bu işi Ebu Bekir'e teslim et. Eğer Sen çok yaşarsan, ömrün yeterse faziletinden, dininden, ilminden, anlayışından, dinde önceliğinden, soyundan ve evlendiğin hanım bakımından bu işe layıksın ve bu Senin hakkındır."950 Bütün bu olaylar yaşanırken Hz. Fâtımâ İmam Ali'nin arkasından evinden çıkmış Haşimî kadınlarla beraber Resulüllah'ın mescidine gelmişti. Hasan ve Hüseyin de yanındaydı. Oradakilere şöyle dedi: "Amcamın oğlunu serbest bırakın. Bırakın kocamı. Allah'a yemin ederim ki, saçlarımı dağıtır, Babamın gömleğini başımın üzerine koyar ve size beddua ederim. Hiç kuşkusuz Sâlih Peygamber'in devesi Allah katında Benden, O'nun yavrusu da çocuklarımdan daha değerli değildir."951 Hz. Fâtımâ bu sözü söyledikten sonra Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.)'ın ellerinden tutarak Resulüllah […]

HZ. FÂTIMÂ’NIN EVİNİN MAHREMİYETİ (4)

"... Hz. Ali, `Allah'ın kulunu ve Resulüllah (s.a.v.)'in kardeşini mi öldüreceksiniz?' buyurduğunda, Ömer, `Sen Resulüllah (s.a.v.)'in kardeşi değilsin!' dedi. Ebu Bekir onun bu sözleri karşısında sessiz kalıp bir şey söylemiyordu. Ömer, Ebu Bekir'e dönerek, `Bütün bu işleri senin emrinle yapmıyor muyuz?' dedi. Ebu Bekir de `Fâtımâ olduğu müddetçe O'nu zorlamayacağız' dedi. Hz. Ali (a.s.), Hz. Resulüllah (s.a.v.)'in kabrine vararak ağlar bir halde Harun'un kardeşi Musa'ya dediklerini Peygambere (s.a.v.) arz etti. Allah-u Teala Kur'an'da Harun'un Musa'ya şöyle dediğini nakletmiştir: `Annem oğlu, bu topluluk beni zayıflattı (hırpalayıp, güçsüzleştirdi) ve neredeyse beni öldüreceklerdi.'953 Diğer yandan Medine çevresinde Esed, Fezare, Ben-i Hanife gibi kabileler Ebu Bekir'e biat etmeyi kabul etmiyorlardı. Zira Gadr-i Hum günü, Peygamberin Hz. Ali'yi halife olarak tayin etmesine şahit olmuşlardı. Gayri meşru saydıkları bu hükümete zekat vermeyi de kabul etmiyorlardı. Ancak namaz kılıyor ve İslam'ın diğer şartlarını yerine getiriyorlardı."954 Bütün bu gelişmeler, mevcut siyasi otoritenin […]

HZ. ALİ’NİN HİLAFETTEN UZAKLAŞTIRILMA SEBEPLERİ NELERDİR?

1- Kureyş, peygamberlik ve hilafetin, her ikisinin birden Haşimoğulları'nda toplanmasını istemedikleri için Hz. Ali'yi hilafetten uzaklaştırdılar. Hz. Ömer'in halifeliği zamanında Ömer ve İbn Abbas arasında şöyle bir konuşma geçmiştir: Ömer, "Ey İbn Abbas! Muhammed'den sonra kavminizi sizden engelleyen neydi biliyor musunuz?" Ömer şöyle devam ediyor: "Peygamberliğin ve halifeliğin Haşimoğulları'nda toplanmasını istemediler. Bu yüzden kavminizin aleyhinde birleştiler. Kureyş halifeliği kendisi için tercih etti. İsabet etti ve başarılı da oldu."955 Taberi, Tarih'in 3. cildinde şöyle yazıyor: 955 Mürucu'z-Zeheb c. 2, s. 253/Şerh-u Nehcü'l-Belağa, İbn Ebi'l-Hadid c. 1, s. 189/El-Kâmil Fi't-Tarih c. 3, s. 63-64

HZ. ALİ’NİN HİLAFETTEN UZAKLAŞTIRILMA SEBEPLERİ NELERDİR? (2)

Ömer, İbn Abbas'a hitaben, "Allah'a yemin ederim ki senin arkadaşın (Ali) Resulüllah'tan sonra bu işe en layık kimseydi. Ancak biz iki şeyden dolayı O'nun halife olmasından korktuk." İbn Abbas: "Hangi şeylerden dolayı?" Ömer: "Yaşının genç olmasından ve Abdülmuttaliboğulları'na olan sevgisinden korktuk." Yine bir toplantıda Ömer, İbn Abbas'a şöyle der: "Ey İbn Abbas! İnsanların size halifeliği vermelerine neyin engel olduğunu biliyor musun?" İbn Abbas: "Hayır, ey mü'minlerin emiri." Ömer: "Fakat ben biliyorum." İbn Abbas: "Nedir?" diye sorar. Ömer şu karşılığı verir: "Kureyş, peygamberliğin ve halifeliğin sizde birleşmesini istemedi. Çünkü o zaman bütün iyilikleri ve meziyetleri kendinizde toplayarak insanlara üstünlük taslardınız. Bu yüzden Kureyş, duruma baktı ve bir seçim yaptı, başardı ve isabet etti." İbn Abbas ona şu karşılığı verir: "Mü'minlerin emiri öfkesini tutabilecek mi"? Ömer ona kızmayacağına dair güvence verir ve "İstediğini söyle" der. İbn Abbas: "Senin Kureyş istemedi sözüne gelince Yüce Allah bir kavim hakkında şöyle […]

HZ. ALİ’NİN HİLAFETTEN UZAKLAŞTIRILMA SEBEPLERİ NELERDİR? (3)

`Onlar Allah'ın indirdiğini istemediler. Böylece amelleri boşa gitti.'956 `Bütün iyilik ve meziyetleri kendinizde toplardınız' sözüne gelince, eğer biz halifelikle üstünlük taslayacak olsaydık, Hz. Peygamber'in akrabası olmakla üstünlük taslardık. Fakat biz öyle bir topluluğuz ki, Resulüllah'ın ahlakına sahibiz. Allah O'nun hakkında şöyle buyurmuştur: `Şüphesiz Sen büyük bir ahlak üzeresin.'957 `Sana tâbi olan mü'minlere (alçak gönüllülükle) kanadını indir.'958 `Kureyş bir seçim yaptı' sözüne gelince, Yüce Allah şöyle buyuruyor: `Rabbin dilediğini yaratır ve seçer, onların seçme hakkı yoktur.'959 Sen de biliyorsun ki, ey mü'minlerin emiri, Allah kullarından seçtiğini seçmiştir. Eğer Kureyş, Allah'ın baktığına baksaydı, o zaman başarılı olur ve isabet etmiş olurdu." Ömer bir süre düşünür (Bu sözler canını sıkmıştır) ve şöyle der: "Yavaş ol, siz Haşimoğulları'nın kalbi, Kureyş'in işlerini karıştırmaktan başka bir şey düşünmüyor. İçinizde Kureyş'e yönelik yok olması mümkün olmayan bir kin vardır." İbn Abbas: "Haşimoğulları'nın kalplerini karıştırıcılıkla suçlama. Onların kalpleri, Allah tarafından arındırılmış ve temizlenmiş […]
Scroll to top