VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (11)

Ey Rabbim, Sen, bu konu aydınlandıktan ve Ali'yi bugün tayin ettikten sonra şu ayeti Bana nâzil buyurdun: `Bugün, size dininizi kemâle erdirdim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslam'ı beğendim.'907 `Kim, İslam'dan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O, ahirette de kaybedenlerdendir.'908 Ey Rabbim, Seni de şahit tutuyorum ki Ben tebliğ ettim. Ey insanlar, Allah dininizi imametle kâmil buyurmuştur. O halde kıyamet gününe, Aziz ve Celil olan Allah'ın huzuruna varılacağı güne kadar, her kim O'na ve Benim çocuklarımdan ve O'nun soyundan gelecek vasîlere iktida etmezse, böyle kimselerin amelleri dünya ve ahirette yok olmuş olur ve sürekli azap içinde bulunurlar; azapları asla hafifletilmez ve onlara mühlet de verilmez. Ey insanlar, bu Ali, sizlerden Bana en çok yardım eden, Bana en lâyık olan, Bana en yakın bulunan ve nezdimde en değerli olan kimsedir. Aziz ve Celil olan Allah ve Ben O'ndan razıyız. Kur'an'da Ali dışında hiç […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (12)

Ey insanlar, Şeytan Adem'i hasetle cennetten dışarı çıkardı. Sakın Ali'ye haset etmeyiniz. Aksi taktirde amelleriniz boşuna gider, ayaklarınız sürçer, Adem bir sürçme sebebiyle yeryüzüne gönderildi. Oysa Adem Aziz ve Celil olan Allah'ın seçtiği kimseydi. O halde sizler, aranızda Allah'ın düşmanları olduğu hâlde nasıl bir halet içinde olacaksınız? Biliniz ki sadece şekavet sahibi kimse Ali'ye düşmanlık eder ve sadece takva sahibi kimse Ali'yle dost olur. Ali'ye sadece halis mü'min olan kimse iman eder. Allah'a yemin olsun ki Asr Sûresi Ali hakkında nâzil olmuştur: `Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Asr'a and olsun ki, insan hiç şüphesiz hüsran içindedir. Asra and olsun ki iman eden, hak ve sabırdan hoşnut olan Ali dışında tüm insanlar hüsran içindedir.' Ey insanlar, Ben Allah'ı şahit tuttum, risâletimi sizlere tebliğ ettim, peygamberin sadece açıkça tebliğ etmeden başka bir sorumluluğu yoktur. Ey insanlar, Allah'tan hakkıyla korkun ve dünyadan sadece Müslüman olarak ayrılın. […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (13)

bize kusurda bulunanlara, düşmanlık gösterenlere, muhaliflere, hainlere, günahkârlara, zâlimlere ve tüm âlemlerden gasp edenlere karşı hüccet karar kılmıştır. Ey insanlar, sizleri Allah'tan korkutuyorum ve uyarıyorum ki Ben Allah'ın Resulü'yüm. Benden önce de peygamberler var olmuştur. Ben ölür veya öldürülürsem, sizler gerisin geriye mi döneceksiniz? Her kim gerisin geriye dönerse, Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah çok yakında şükredenlere ve sabredenlere mükafat verecektir. Biliniz ki sabır ve şükürle nitelendirilen Ali'dir. Ondan sonra da O'nun neslinden olan çocuklarım da aynen böyledir. Ey insanlar, Müslüman oluşunuz sebebiyle Bana, hatta Allah'a minnet etmeye kalkışmayın. Aksi taktirde Allah amellerinizi ortadan kaldırır. Size gazap eder ve Allah sizleri ateşten ve (erimiş) bakırdan alevlere müptela kılar; şüphesiz Rabb'iniz pusudadır. Ey insanlar, benden sonra da ateşe davet edecek olan önderler olacaktır; onlar kıyamet günü yardım görmezler. Ey insanlar Allah ve Ben onlardan uzağız. Ey insanlar, onlar ve yardımcıları, onlara tâbi olanlar, onları takip edenler, […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (14)

Çok yakında Benden sonra imameti padişahlık olarak zulüm ve zorbalıkla alacaklardır. Allah gasp edenlere ve (bu hakka) tecavüzde bulunanlara lanet etsin. Bu esnada insanlar ve cinler, sizlere dökülmesi gerekeni döker, sizlere ateş ve (erimiş) bakırdan alevler gönderir ve siz onu asla defedemezsiniz. Ey insanlar, Aziz ve Celil olan Allah sizleri, kötüyü iyiden ayırt etmek için başıboş bırakmamıştır, Allah sizleri gaipten haberdar kılmamıştır. Ey insanlar Allah, kıyamet kopmadan önce yalanlamaları sebebiyle bayındır olan her bölgeyi helak edecektir ve onu Mehdi'nin hakimiyeti altına geçirecektir. Allah kendi vaad ettiği şeyi uygulayacaktır. Ey insanlar, sizden öncekilerin çoğu helak oldu. Allah onları helak etti ve gelecek nesilleri de helak edecek olan O'dur. Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur: `Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız. Suçlulara böyle yaparız. O gün yalanlamış olanların vay haline!'910 Ey insanlar, Allah Bana emretmiş ve Beni sakındırmıştır. Ben de Allah'ın emriyle Ali'ye emrettim ve […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (15)

"Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur..." Hamd Suresi'ni sonuna kadar okudu ve daha sonra şöyle buyurdu: "Bu sûre Benim hakkımda nâzil olmuştur. Allah'a yemin olsun ki onlar (imamlar) hakkında nâzil olmuştur. Genel olarak onlara şamildir; özel olarak da onlar hakkındadır. Onlar Allah'ın dostlarıdır; onlara bir korku yoktur ve onlar asla üzülmezler. Biliniz ki Allah'ın hizbi galip gelecektir. Biliniz ki onların düşmanları, sefihler (beyinsizler), sapıklar ve şeytanın kardeşleridir. Onlar batıl şeyleri gurur yüzünden birbirine iletirler. Biliniz ki Ehl-i Beyt'in dostları ise Allah'ın Kitabı'nda kendilerini zikrettiği ve haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir: `Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir millettir, babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere sevgi beslediklerini görmezsin. İşte Allah, imanı bunların kalplerine yazmıştır...'911 Biliniz ki Ehl-i Beyt'in dostları Aziz ve Celil olan Allah'ın kendilerini nitelendirdiği ve haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir: `İnanıp da imanlarına […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (16)

Biliniz ki Ehl-i Beyt'in dostları, cennetin kendilerinin olduğu ve içinde hesapsız rızıklanan kimselerdir. Biliniz ki Ehl-i Beyt'in düşmanları ise ateşin alevleri içine girecek olan kimselerdir. Biliniz ki Ehl-i Beyt'in düşmanları cehennemden kaynadığı halde korkunç bir ses duyan ve cehennemin alevlenmesini gözleriyle gören kimselerdir. Biliniz ki Ehl-i Beyt'in düşmanları Allah'ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir: `Her ümmet girdikçe kendi yoldaşına lânet eder.'913 Biliniz ki Ehl-i Beyt'in düşmanları Allah'ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir: `Oraya atıldıkları zaman, bekçileri onlara: `Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?' diye sorarlar. Onlar; `Evet; doğrusu bize bir uyarıcı geldi fakat biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz demiştik' derler. Çılgın alevli cehennemlikler yok olsunlar!'914 Biliniz ki Ehl-i Beyt'in dostları, gizlide Rab'lerinden korkan ve kendileri için mağfiret ve büyük ecir bulunan kimselerdir. Ey insanlar, ateşin alevleri ve büyük ecir arasındaki fasıla ne de uzundur! Ey insanlar, bizim düşmanlarımız, Allah'ın kendilerini kınadığı ve […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (17)

Ey insanlar, biliniz ki Ben Peygamberim, Ali ise Benim halifemdir. Ey insanlar, biliniz ki Ben Peygamberim ve Ali de bundan sonra Benim vasîm ve imamdır. Ondan sonraki imamlar da onun evlatlarıdır. Biliniz ki Ben onların babasıyım, onlar da O'nun (Ali'nin) sülbünden vücuda gelecektir. Biliniz ki imamların sonuncusu, bizden kıyam edecek olan, Mehdi'dir. Dinlere galip gelecek olan, O'dur; zâlimlerden intikam alacak olan, O'dur; kaleleri fetheden ve onları yok eden kimse de O'dur; şirk ehlinden her kabileye üstün gelen ve onları hidayet eden, O'dur. Biliniz ki Allah'ın veli kullarına ait her kanın intikamını alacak olan O'dur. Allah'ın dinine yardım edecek olan da O'dur. Biliniz ki derin denizden istifade eden O'dur; her fazilet sahibine fazileti miktarınca karşılık verecek olan O'dur. Allah'ın seçtiği ve seçkin kıldığı kimse O'dur. Her ilmin vârisi ve her anlayışı ihata eden O'dur. Biliniz ki Rabb'inden haber veren O'dur, ilahi ayetleri yukarı yükselten O'dur; hidayete eren temeli sağlam […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (18)

rarda bulunmak için elinizi uzatmaya davet ediyorum ve Benden sonra sizleri kendisiyle biatleşmeye davet ediyorum. Biliniz ki Ben Allah'a biat ettim, Ali de Bana biat etti ve Ben de Allah tarafından O'nun için sizlerden biat alıyorum. Nitekim Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur: `Şüphesiz Sana baş eğerek ellerini verenler (biat edenler), Allah'a baş eğip el vermiş sayılırlar. Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir. Verdiği bu sözden dönen, ancak kendi aleyhine dönmüş olur ve kim Allah'a verdiği sözde vefalı davranırsa, Allah ona büyük bir ödül verecektir.'915 Dikkat edilirse, Resulüllah, hutbenin 7 ayrı yerinde Hz. Ali'yi halife ve imam olarak ilan etmiştir: 1- "Ali b. Ebi Tâlib benim kardeşimdir, vasimdir, halifemdir." 2- "Ey insanlar, biliniz ki, Allah Muhacirler'e, Ensar'a ve onlara iyilikle tâbi olanlara, köylüye ve şehirliye, Arab'a ve Acem'e, özgüre ve köleye, büyüğe ve küçüğe, beyaza ve siyaha Ali'ye itaat etmeyi farz kılmış, O'nu imam ve yetki sahibi kılmıştır." 3- "Benden sonra […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (19)

7- "Ey insanlar, Ben hilafet emrini kıyamet gününe kadar imamet veraseti olarak neslime emanet ediyorum." Resulüllah, Hz. Ali'yi insanların en üstünü olarak ilan etmiş ve ashabına O'na muhalefet etmemelerini emretmiştir: "... Ey insanlar, Ali'yi üstün bilin zira O, Allah rızık indirdiği ve yaratıklar bâki kaldığı müddetçe kadın ve erkek tüm insanların en üstünüdür. Bu sözü reddeden ve O'nunla uyumlu olmayan kimse mel'undur, mel'undur, gazaba uğramıştır, gazaba uğramıştır..."916 Rivayete göre Peygamberimiz Hz. Ali için bir çadır kurulmasını emretti ve Müslümanlara da gruplar halinde yanına girerek Emirü'l-Mü'minin sıfatıyla O'nu selamlamalarını emretti. Bütün Müslümanlar bunu yaptılar. Hatta o sırada Hz. Peygamberin yanında bulunan eşleri ve diğer Müslümanların hanımları da çadıra girip Emirü'l-Mü'minin olarak Hz. Ali'yi selamladılar.917 Hz. Ali'yi tebrik edenlerin başında Ebu Bekir ve Ömer vardı. Hz. Ömer, "Ne mutlu Sana ey Ebu Tâlib'in oğlu! Artık Benim ve bütün erkek ve kadının mü'minlerin mevlâsı oldun" dedi.918 Gadr-i Hum hadisini 300'den […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (20)

4- Ebu'l Hasan Ali b. Ahmed-i Vahidi en-Nişaburi, Esbab'un-Nüzûl 5- Muhammed b. Cerir Taberi, Tefsir-i Kebir 6- Hafız Nuaym İsfahani, Ma Nezele Min'el Kur'ani Fi Ali ve Hilyetu'l Evliya 7- Muhammed b. İsmail Buhari, Tarih, c. 1 sy. 375 8- Müslim b. Haccac Nişaburi, Sahih c. 2, sy. 325 9- Ebu Davud Secistani, Sünen 10- Muhammed b. İsa Tirmizi, Sünen 11- Hafız b. Ukde, Kitabul Velayet 12- İbn Kesir-i Şafii Dimaşki, Tarih 13- İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 4, sy. 281 14- Ebu Hamid b. Muhammed Gazali, Sırru'l Alemin 15- İbn Abdulbir, İstiab 16- Eş-Şafii, Metalib'us-Sevl, sy. 16 17- İbn Megazili eş-Şafii, Menakıb 18- Nuruddin b. Sabbağ el-Maliki, El-Fusulu'l Mühime, sy. 24 19- Hüseyin b. Mes'ud Beğevi "Mesabih'us-Sünne"de 20- Ebu'l Müeyyid Muvaffak b. Ahmed Hatib Harezmi, Menakıb 21- Mecduddin b. Esir Muhammed eş-Şeybani, Cami'ul-Usul 22- Hafız Ebu Abdurrahman Ahmed b. Ali Nesai, Hasais'ulAlevi ve Sünen 23- Süleyman Belhi […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (21)

hadistir. İçinde Tirmizi, Nesai ve Ahmed b. Hanbel'inde bulunduğu bir cemaat tarafından rivayet edilmiştir. Gerçekten onu rivayet edenler oldukça çoktur). 25- İbn Mâce el-Kazvini, Sünen 26- Hakim Nişaburi, Müstedrek 27- Süleyman b. Ahmed Taberani, Evset 28- İbn Esir-i Cezri, Usdü'l-Gabe 29- İbn Cevzi, Tezkiret'ul-Havass'il-Ümme, sy. 17 30- Ebu Ömer b. Abdurrabbih, İkd'ul-Ferid 31- Allame Semhudi, Cevahiru'l-Akdeyn 32- İbn Teymiyye, Minhac'us-Sünne 33- İbn Hacer Askalani, Feth'ul-Bari ve Tehzib'ut-Tehzib 34- Zimahşeri, Rebi'ul-Ebrar 35- Ebu Said Secistani, Kitab'ud-Diraye Fi Hadis'il-Velaye 36- Ubeydullah b. Abdullah Haskani, Duat'ul Hüda ila Eda-i Hak'kil Muvalat 37- Rezin b. Muaviye el-Abdurey, El-Cem'u Beyn'es-Sihah'is-Sitte 38- İmam Fahr-i Razi, Erbain'de bütün ümmetin bu hadis üzerinde icma ettiğini söylemektedir. 39- Mukbili, Ehadis'ul-Mütevatire 40- Suyûti, Tarih'ul-Hülafa 41- Mir Seyyid Ali Hemedani, Meveddet'ül Kurba 42- Ebu'l-Feth, Hasais'ul-Alevi 43- Hace Parsa-i Buhari, Fasl'ul-Hitab 44- Celaluddin Şirazi, Erbain 45- Abdurrauf el-Menavi, Feyz'ul-Kadir Fi Şerh-i Cami'is-Sağir

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (22)

46- Muhammed b. Yusuf Genci eş-Şafii, Kifayet'ut-Talib'in, 1. bâb 47- İbrahim b. Muhammed Himvini, Feraid'us-Simtayn 48- Kadı Fazlullah b. Ruzbehani, İbtat'ul-Batıl 49- Muhammed b. Ahmed Şerbini, Sirac'ul-Münir 50- Ebu'l Feth Şehristani eş-Şafii, Milel ve Nihel 51- İbn Asakir Ebu'l-Kasım Dimaşki, Tarih-i Kebir 52- İbn Ebi'l-Hadid el-Mutezili, Nehcü'l-Belağa Şerhi 53- Alauddin Simnani, Urvet'ül-Vüska 54- İbn Haldun, "Tarih" kitabının mukaddimesinde 55- Mevla Ali Muttaki Hindi, Kenzu'l-Ummal 56- Şemsuddin Ebu'l-Hayr Dimaşki, Esne'l-Metalib 57- Seyyid Şerif Hanefi el-Curcani, Şerh-i Mevakıf 58- Yahya b. Şeref'un-Nebevi, Tehzib'ul-Esma re'l-Lugat 59- Hafız Ebu Bekir Hatib-i Bağdadi, Tarih-i Bağdadi 60- Nizamuddin Nişaburi, Tefsiru'l-Garaib'ul-Kur'an (Burada adı geçen Ehl-i Sünnet âlimleridir). Taberi, El-Velayet Fi Tarik-i Hadis'il Gadir adlı kitabında bu hadisi 70'den fazla şekilde Hz. Peygamberden nakletmiştir. İbni Ukde-i Kufi, Velayet adlı risalesinde bu hadisi 170 kişiden nakletmiştir. Muhammed b. Ömer-i Bağdadi bu hadisi 25 yoldan nakletmiş, bu konuda 26 eser yazmıştır.

HARİS B. NUMAN OLAYI

İnsanlar arasında Hz. Peygamber'in "Ben kimin mevlâsı isem Ali de onun mevlasıdır" sözü yayıldı. Haris b. Numan el-Fihri'de bu sözü duymuştu. Ebtah bölgesinde oturan Haris b. Numan devesine binerek Hz. Peygamber'in yanına geldi. Devesinden indi, onu bir yere bağladı sonra bir grup şahabının arasında oturan Hz. Peygamber'e hitaben dedi ki: "Ya Muhammed! Allah'tan haber getirerek, Allah'tan başka ilah olmadığına ve Senin de Allah'ın elçisi olduğuna şahitlik etmemizi istedin, biz de Senin bu isteğini kabul ettik. Sonra İslam'ın diğer şartlarını saydıBununla da yetinmedin şimdi de amcanın oğlunun elini uzatmışsın ve O'nu bizden üstün tutuyorsun ve diyorsun ki, `Ben kimin mevlâsı isem Ali de onun mevlasıdır. Bu sözü kendiliğinden mi söylüyorsun, yoksa Allah'tan mı?"

HARİS B. NUMAN OLAYI (2)

Resulüllah buyurdu ki: "Kendisinden başka ilah olamayan Allah'a and olsun ki, bunu emreden Allah'tır." Haris devesine binmek üzere geri döndü. Bir yandan da şunları söylüyordu: "Allah'ım! Eğer bu Senden gelen bir hak ise üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem verici bir azap indir." Daha yerine varmamıştı ki, Allah üzerine bir taş düşürdü. Taş başından girip altından çıktı. Bunun üzerine Yüce Allah, "Birisi gelecek olan bir azabı istedi"920 buyurdu.921   920 Mearic, 1 921 Tefsiru'l-Menar, c. 6, s. 464; Tezkiretü'l-Havas, s. 31; El-Fusûlü'l-Mühimme, İbn Sabbağ, s. 42; Salebi Tefsiri, Ebu İshak; Duatu'l-Hudat, Hakim Haskani Kurtubi Tefsiri, Feraidü'sSimtayn, Hamaveyni; Meaıicu'l-Vusûl, Zerendi Hanefi ve Dürer'üs-Simtayn Sehmudi, Cevahiru'l-İkdeyn, El-Ammari Tefsiri Şerbini el-Kahiri eş-Şafii Tefsiri, Feydu'l-Kadir, Menavi eş-Şafii es-Siretü'l-Halebiyye, El-Halebi, Şerh'ul Camii's-Sağir, Hafeni eş-Şafii, Şerhu'l Mevahibi'l-Ledüniyye

RESULÜLLAH’IN VEFATI

Allah Resulü Medine'ye döndüğünde rahatsızlandı. Rahatsızlığı şiddetlenmeden Usame b. Zeyd'i ordu komutanı tayin ederek babasının şehit olduğu yere (Mute'ye) Rumlarla savaşmak üzere yola çıkmasını emretti. Ebu Bekir, Ömer, Muhacir ve Ensardan ileri gelenlerin de orduda yer almasını istedi. Niyeti bu orduyu Arap Yarımadası'nın kuzey sınırlarına göndermekti. Hz. Peygamber, sadece Hz. Ali'yi bu ordunun dışında tutmuştu. Allah Resulü bu ordunun yola çıkması konusunda ısrarlıydı. "Usame'nin ordusunu gönderin, Usame'nin ordusundan geri kalana Allah lanet etsin" buyuruyordu.922 Hz. Peygamberin hastalığı iyice artmıştı. Şeyh Müfid, Elİrşad'da şöyle yazmaktadır: "Bir sabah hastalık Efendimizi sardığı sırada Bilal gelerek, `Namaz vaktidir' dedi. Bu söz Efendimize duyurulunca, `Bir başka922 Es-Siretü'n-Halebiyye, c. 3, s. 34

RESULÜLLAH’IN VEFATI (2)

sı namaz kıldırsın Ben kendimle meşgulüm' buyurdu. Aişe, `Ebu Bekir'e emir buyurun (namaz kıldırsın)' diyerek ileri atılırken, Hafsa da, `Ömer'e emir buyurun' diyordu. Resulüllah, daha hayatta iken bu ikisinin babalarını yüceltmek için bunca hırslı davrandıklarını görünce, `Kendinize gelin, sizler (bu hâlinizle) Yusuf Peygamberin etrafını saran kadınlar gibisiniz' buyurdu. (Efendimiz bu sözleriyle belki de bu iki zevcesinin Yusuf Peygamberin etrafını saran kadınlar gibi hırslı olduklarını anlatmaya çalışmıştır). Alel acele kalkarak giyindi ve o ikisinden birinin halka namaz kıldırmak için diğerinden öne geçmesini önlemek için ve Aişe ile Hafsa'nın konuşmalarından bu iki kişinin, emrini dinlemeyip Üsame ile yola çıkmadıklarını anlayarak herhangi bir karışıklık çıkmaması için ve muhtemel şüpheleri gidermek için camiye yöneldi. Hastalığın etkisi ile o kadar güçsüzleşmişti ki normal olarak ayaklarına basıp yürüyemiyordu. Ali b. Ebi Tâlib ve Fazl b. Abbas koltuğuna girmiş ayaklarını yerde sürüyerek camiye girdi. Ebu Bekir'in mihrapta durduğunu görünce kenara çekilmesi için mübarek eliyle […]

RESULÜLLAH’IN VEFATI (3)

Resulüllah (s.a.v.) üç kere: `Katılın Üsame'nin ordusuna, ondan geri kalmayın' buyurdu."923 Allah Resulü hastalığı esnasında kıyamete kadar fitneye düşmemeleri için ashabına bir şeyler yazdırmayı istemiş ancak bu gerçekleşememiştir. Bir grup sahabe Resulüllah'ı ziyarete gidince Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Bana bir kağıt kalem getirin, size Benden sonra asla sapmayacağınız şeyler yazayım." İmam Gazali, Sırr'ul-Âlemin kitabının 4. makalesinde şöyle ifade etmektedir: "Bana kağıt kalem getirin de size Benden sonra işlerin zorluğunu kaldırıcı ve size gerekli olan şeyleri yazayım." Hz. Ömer ise şöyle dedi: "Allah Resulü şu anda sayıklamaktadır, bize Allah'ın Kitabı yeter." Oradakiler birbirlerine girerek seslerini yükselttiler. Hz. Peygamber rahatsız olarak şöyle buyurdu: "Kalkın yanımdan, Benim yanımda kavga etmek doğru değildir." (Bu konuyla ilgili olarak Hüseyin Meybudi Divan şerhinde İslam'daki ilk fitnenin bu şekilde Allah Resulü'nün huzurunda, vasiyetini yazmasına engel olunmasıyla çıktığını yazıyor).924 Hz. Peygamber ashabına 3 şey vasiyet etti: "Müşrikleri Arap Yarımadası'ndan çıkarın. […]

RESULÜLLAH’IN VEFATI (4)

nim yaptığım gibi ağırlayıp yolcu edin. Üçüncüsünü ise râvi bilerek söylemedi veya `unuttum' dedi."925 Resulüllah'ın durumu iyice ağırlaşmıştı. Bir ara bayıldı. Kendine gelince şöyle dedi: "Bana kardeşimi ve arkadaşımı çağırın." Aişe, Ebu Bekir'i, Hafsa da Ömer'i çağırdı. Ancak Resulüllah şöyle buyurdu: "Dağılın, eğer size ihtiyacım olursa sizi çağırırım."926 Efendimiz tekrar, "Bana kardeşimi ve yardımcımı çağırın" buyurdu. Ümmü Seleme, "Ali'yi çağırın, Efendimiz O'ndan başkasını istemiyor" dedi. Hz. Ali'yi çağırdılar. Resulüllah O'na yaklaşmasını işaret etti. Hz. Ali, O'na sarıldı. Ve uzun süre Resulüllah, Hz. Ali'nin kulağına bir şeyler söyledi. Artık Resulüllah'ın vefatı an meselesiydi. Ruhunu teslim etmeden az önce Hz. Ali'ye: "Ya Ali, başımı kucağına al, Allah'ın emri gerçekleşmek üzeredir. Ruhumu teslim edince başımı kendine doğru çek. Beni kıbleye doğru yatır. Bana kendin gusül ver. Ve sen kefenle. Herkesten önce Sen Bana namaz kıl. Ve Beni defnetmeden önce Benden ayrılma. Ve bütün bunları yaparken Allah'tan yardım […]

RESULÜLLAH’IN VEFATI (5)

"Hz. Resulüllah (s.a.v.) hastalandı, Fâtımâ (a.s.) O'nun ziyaretine gelerek ağladı. Resulüllah (s.a.v.) O'nun bu durumunu görünce şöyle buyurdu: "Ey Fâtımâ, Allah-u Teala Seni çok sevmektedir. Seni, geçmişi herkesten parlak olan ve ilmi herkesten daha çok olan biriyle evlendirdi. Allah-u Teala yeryüzündeki insanlara özel bir şekilde teveccüh edip onların arasından Beni seçti, Beni mürsel bir peygamber kıldı; yine yeryüzüne teveccüh etti, onların arasından kocanı seçti ve Seni O'nunla evlendirmek ve O'nu vasi kılmam için Bana vahyetti. Ey Fâtımâ, en üstün Peygamber bizdedir, O da Babandır; en üstün vasi bizdendir, O da eşindir; en üstün şehitler bizdendir, onlar da Babanın amcası Hamza ve iki kanadıyla cennette uçan ve istediği yere giden babanın amcası oğlu Câfer'dir; cennet gençlerinin efendileri olan Hasan ve Hüseyin bizdendir; onlar da Senin evlatlarındır. Canım elinde olan Allah'a hamd olsun ki, bu ümmetin Mehdisi bizdedir, O da Senin torunlarındandır."927 Allah Resulü bu […]

RESULÜLLAH’IN VEFATI (6)

Daha sonra Mekke'nin mezar kazıcısı Ebu Ubeyde b. El-Cerrah ve Medine'nin mezar kazıcısı Zeyd b. Salh'i çağırarak mezar kazdırdı. Mezar hazır olunca Hz. Ali, Hz. Abbas, Fazl b. Abbas, Usame b. Zeyd ve Ensardan Avs b. Huli Peygamberimizin mübarek naaşını mezara yerleştirdiler. Hz. Ali bizzat kendi eliyle kefeni baş taraftan açıp, yüzünün sağ tarafına yatırıp kıble yönüne doğrulttu. Ve avucuyla toprak alıp üzerine kapattı. Bu acı olay Hicret'in 11. yılında, Safer ayının 28'inde Pazartesi günü meydana geldi. Enes şöyle dedi: "Hz. Peygamberi (s.a.v.) kabre koyup geri döndükten sonra Fâtımâ (a.s.)'ın yanına geldim. "Resulüllah'ın yüzüne toprak örtmeye gönlünüz razı oldu mu?" dedi ve ağladı.928 Hz. Fâtımâ o gün büyük üzüntüler içinde, "Ben ne kötü bir günde sabahladım" diyerek ağıt yakmaktaydı.929   928 Usdü'l-Gabe, İbn Esir, c. 5, s. 524 929 El-İrşad, Şeyh Müfid, s. 134-134
Scroll to top