ANNESİ HZ. HATİCE (2)

peygamberlikten sonra da on yıl Resûlullah'a (s.a.v.) hanımlık yapmış ve tüm serveti ile Kendisini davasında desteklemiştir. Yüce Peygamberimiz (s.a.v.) O'nu, vefatından sonra dahi hayırla anmıştır. Enes şöyle rivayet eder: "Hz. Peygambere bir hediye verildiği zaman şöyle derdi: Bu hediyeyi falan kadının evine götürün. O Hatice'nin arkadaşı idi. Hatice onu severdi." 2 Hz. Hatice soy olarak Kureyş'in en önde gelen ailelerinden birine mensuptur. Ailesi Kâbe'yi himâye etmeleri ile tanınırdı. "Yemen padişahı Tübba, Hacerü'l-Esved'i Mescidü'l-Haram'dan Yemen'e götürmek istediğinde Hz. Hatice'nin babası Huveylid buna tek başına karşı koymuştur. O'nun mücadelesi ile Tübba kararından vazgeçti ve artık o taşı yerinden çıkarmadı." 3 Hz. Hatice'nin dedesi, Esed İbn-i Abdü'l-Uzza, "Hilfu'l-Fudûl" ittifakının seçkin azalarından biri idi. "Cahiliye döneminde Ficar harbinden sonra yüzlerce aile perişan olmuş; yağmacılıkla beraber güçlü olan güçsüzün malına el koymaya başlamıştı. Çığ gibi büyüyen bu anarşi ortamına set çekmenin gereğini gören Haşim, Zühre ve Teym ailelerinin büyükleri, Abdullah […]

ANNESİ HZ. HATİCE (3)

olmadan önce dahi Arap toplumunda sahip olduğu değeri göstermektedir. Resûlullah (s.a.v.), bu meclis hakkında şöyle buyurmuştu: "Abdullah b. Cud'an'ın evinde bir ittifaka tanık oldum ki, bu ittifak Benim için kızıl develerden daha sevimlidir. Bugün İslam döneminde dahi böyle bir ittifaka çağrılsam kabul ederim." 5 Hz. Hatice'nin amcasının oğlu Varaka ibn-i Nevfel puta tapmayı sevmeyen bir kişiydi. Kendisi Hıristiyan ve Yahudi kitaplarını araştırır, bu kitaplarda hoşuna giden ibadetleri hayatına geçirirdi. Varaka puta tapmayı, onların heykellerine ibadet etmeyi reddediyordu. 6 "Varaka, Mescidü'l-Haram'da Peygamberle (s.a.v.) karşılaştı ve `Gördüğün ve duyduğun şeyi bana açıkla' diye arz etti. Resûlullah da meleğin nâzil olma hadisesini ona beyan etti. Varaka da: `Allah'a and olsun ki Sen Allah'ın Peygamberisin, Musa'ya nâzil olan melek Sana da nâzil olmuştur. Bil ki, Seni tekzip edeceklerdir, Sana eziyet edecek, Seni vatandan sürecek ve Sana karşı savaşacaklardır. Ben o zamana kadar hayatta kalırsam Allah'ın dinine […]

ANNESİ HZ. HATİCE (4)

reflenmiştir. İmam Hasan, Resûlullah'ın vasıf ve hususiyetlerini anlatan meşhur rivayeti O'ndan nakletmiştir. Hind Bedir Savaşı'na katıldı ve en son olarak Cemel Savaşı'nda İmam Ali bin Ebi Tâlib'in ordusunda yer aldı. O savaşta şehadet mertebesine ulaştı.

HZ. HATİCE’NİN HZ. MUHAMMED İLE EVLENMESİ

Amcasının oğlu Varaka'dan da, Arap kabilesinden yeni bir peygamberin zuhuru hakkında bilgi alan Hz. Hatice, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Ahirzaman Peygamberi olduğunu duymuştu. Kendisi de buna inanıyordu. İkinci kocasının vefatından sonra gelen evlenme tekliflerini geri çeviren Hz. Hatice kırk yaşına kadar yalnız yaşadı. Elinde büyük bir servet vardı. Hz. Hatice, o dönemde yaygın olan faize yönelmemiş, ticarete yönelerek zamanının en önemli tacirlerinden biri olmuştu. Son derece zeki bir kadındı. Ticaret sayesinde servetini daha da arttırmıştı. Şam'a göndereceği büyük bir ticaret kervanının başına Hz. Muhammed (s.a.v.)'i seçti. Kölesi Meysere'yi de Hz. Peygamberi gözlemlemesi için vazifelendirdi. Bazı rivayetlerde Hz. Peygamberin, Hz. Hatice'nin ticaret kervanının başına geçmesinin amcası Ebu Tâlib'in vasıtasıyla olduğu anlatılır:

HZ. HATİCE’NİN HZ. MUHAMMED İLE EVLENMESİ (2)

"Ebu Tâlib, bir gün yeğeninin mâli durumunun kötüleşmesinden ve geçim sıkıntısından bahsetti ve dedi ki: `Akrabalarının ticaret kafilesi yakında Şam'a doğru yola çıkacak ve Huveylid'in kızı Hatice de kafilenin başına bazı kişileri tayin edecek. Eğer Sen de bu işe talip olursan, büyük bir şevkle Seni tercih edecektir.' Bu konuşmadan sonra Ebu Tâlib, Hatice'nin yanına gidip ticaret işlerinde Hz. Muhammed'i görevlendirmesini istedi. Hz. Hatice bu teklifi sevinçle karşıladı ve, `Siz uzaktaki beğenmediğim birisini bile teklif etseydiniz memnuniyetle kabul ederdim. Kaldı ki siz yakın bir dostunuz ve değerli olan biri için bu teklifte bulunuyorsunuz' diye cevap verdi." 8 Başka bir rivayete göre, Hz. Hatice Resûlullah'a ticaret kervanının başına geçmesini teklif etti ve O'na diğerlerine vereceği ücretin iki katını vereceğini söyledi. Hz. Hatice'nin kölesi Meysere'nin de refakatiyle katıldığı bu seferden Hz. Peygamber büyük kârlarla döndü. "Kudüs yakınlarındaki Busra denilen yere gönderilmişlerdi. Hz. Muhammed'in burada Nestura denilen keşişle karşılaştığı […]

EVLENME İSTEĞİ HZ. HATİCE’DEN GELMİŞTİR

Hz. Hatice, Hz. Muhammed (s.a.v.) ile evlenmek istiyordu; ancak bu konuyu kendisi dile getiremedi. Evliliğin gerçekleşmesine aracılık eden kişilerle ilgili farklı rivayetler vardır. Bir gün Hz. Hatice, dostu Nufeyse bint-i Münye'ye, evlenme isteğinden bahsederek aracı olmasını istedi. İbn Sa'd'ın Tabakât isimli eserinden rivayet edildiğine göre Nufeyse şunları söylemiştir: "Huveylid'in kızı Hatice, Allah vergisi kişisel hususiyetler ve faziletlerin yanı sıra, bilgili ve akıllı bir kadındı. Soyu Kureyşliler'in en seçkini, namuslu, iffetli ve saygın bir kadın olan Hatice ile evlenmek isteyenler çoktu ve Hatice'nin bunu kabul etmesi halinde dünya kadar servetlerini ayaklarının altına sermeye hazırdılar. Muhammedü'l-Emin'in ticaret kafilesi Şam'dan döndüğünde, Hatice beni çağırdı ve `Seni önemli bir iş için seçtim' dedi. `Herkes

EVLENME İSTEĞİ HZ. HATİCE’DEN GELMİŞTİR (2)

ve her şeyden çok senin emrindeyim' dediğimde, `O halde Muhammed'in yanına git ve Benden bahset' dedi. Muhammed bin Abdullah'ın yanına gittim ve, `Neden evlenmiyorsun?' diye sordum. Muhammed gelirinin azlığından ve gereken servete sahip olmamasından yakındı. Dedim ki, `Eğer Sana güzel, zengin ve şerefli bir kadın önerirsem, ne dersin?' `Kimden bahsediyorsun' dedi. `Hatice' dedim. Muhammed, `Hatice'den maksadın Tahire mi? Ne güzel bir eş! Git de ki çok yakında onu isteyeceğim' dedi." Tarih-i Yâkubî'de Ammar bin Yâsir'in şöyle dediği rivayet edilir: "Hatice bint-i Huveylid'in Resûlullah (s.a.v.) ile evlenmesinin nasıl gerçekleştiğini en iyi bilen kişi benim. Ben, Hz. Peygamberin samimi bir arkadaşı idim. Bir gün Safâ ile Merve arasında yürüyorduk. Birden Hatice ile kızkardeşi Hale ile karşılaştık. Hatice Resûlullah'ı görünce kızkardeşi Hale geldi ve şöyle dedi: `Ey Ammar, arkadaşın, Hatice ile evlenmek istemez mi?' O'na dedim ki, `Allah'a yemin ediyorum ki bilmiyorum.' Oradan döndüm ve bu […]

EVLENME İSTEĞİ HZ. HATİCE’DEN GELMİŞTİR (3)

Zuhrî'den rivayet edilmiştir: "Peygamber (s.a.v.) Hatice'nin malları ile ticaret yapan ortağıyla birlikte Hatice'nin yanına gidip işler hakkında O'nunla konuştular. Hatice onları ağırladı; her birine hediyeler verdi. Hatice'nin yanından ayrıldıklarında kahin bir kadın Muhammed'e (s.a.v.), `Hatice'yi istemeye mi gitmiştin' dedi. Hz. Muhammed (s.a.v.), `Hayır' deyince, kadın, `Allah'a yemin olsun ki, Kureyş'in bütün kızları ve hatta Hatice, Seni eş olarak çok uygun ve lâyık görmektedirler' dedi." Evlilik niyetinin açıklanmasının Hz. Hatice (a.s.) tarafından geldiği konusunda tereddüt yoktur. Hz. Peygamber, başlarında Ebu Tâlib olmak üzere amcalarından oluşan bir grupla beraber Hz. Hatice'nin evine geldi. "Sözü önce Ebu Tâlib aldı ve dedi ki: `Bizi İbrahim'in soyu ve İsmail'in zürriyeti kılan, bizi güvenilir Harem'e yerleştiren, bizi insanlara hakim kılan ve şu anda içinde bulunduğumuz bu beldemizde bize bereketler veren şu Kâbe'nin Rabbine hamd olsun. Şu benim yeğenim Muhammed, Kureyş'ten kiminle mukayese edilirse edilsin, mutlaka ağır basar. Kiminle karşılaştırılırsa karşılaştırılsın, kesinlikle O'nun […]

EVLENME İSTEĞİ HZ. HATİCE’DEN GELMİŞTİR (4)

"... Bu gelişmelerden sonra Muhammed (s.a.v.) amcası ile birlikte Hatice'yi (a.s.) istemeye gittiler. Hamza, Hatice'nin amcası Amr bin Esed'e şunları söyledi: `Muhammed (s.a.v.) şeref, temiz ahlak, fazilet ve akıl açısından Kureyş'in bütün gençlerinden üstün ve yücedir. Eğer mal ve mülkü yoksa bir korku yok. Çünkü servet geçici bir gölge gibidir. Muhammed (s.a.v.) Hatice ile evlenmek istiyor ve Hatice de O'na eş olmaya isteklidir.' Amr ise, `O hiçbir şekilde reddedilmeyecek bir gençtir' diyerek kabul ettiğini açıkladı." 12 "Ey Muhammed, kendimi Sana nikah ettim, mihrimi de kendi malımdan karar kıldım. Amcana söyle ki düğün ziyafeti için bir deve bağlasın." 13 Evlilik merasimine aracı olması için Hz. Hatice'nin Varaka'yı araya koyduğu rivayet edilmektedir. Varaka, `Hz. Muhammed'i evliliğe razı ettim' diye müjde verdiğinde Hz. Hatice'nin bu büyük hizmetin kadri olarak beş yüz eşrefi (altın) değerinde bir hal'et (hediye) verdiği yazılmaktadır." 14 Varaka, müjdeli haberle Hz. Hatice'nin yanına geldiğinde, `Evet, ey […]

NİKAH AKDİNİ EBU TÂLİB GERÇEKLEŞTİRDİ

Hz. Muhammed (s.a.v.), Ebu Tâlib ile beraber kalkmak istediğinde Hz. Hatice, `Evine gelebilirsin. Benim evim Senin evindir ve Ben de Senin cariyenim" dedi. 16 Hz. Peygamber bundan sonra Hz. Hatice'nin evine taşınmıştır. Bu ev, İslam'ın temellerinin atıldığı ilk İslamî merkez olacaktır. İlk tevhid evi olan bu yuvada Hz. Hatice Hz. Peygamberin hem eşi, hem dava arkadaşı olmuştur. Kadınlardan, O'nun davetini kabul eden ilk kişidir. Kendisine servet denilecek miktarda mehirle evlilik teklif edenleri reddeden Hz. Hatice, Hz. Muhammed (s.a.v.) için tüm malını seferber etmiştir. Son derece anlayışlı olmasının yanı sıra, Resûlullah'ın (s.a.v.) yüklendiği vazife için âdeta özel olarak seçilmiş bir yardımcı idi. O'na herkesten önce iman etmiş ve ilk anda Hz. Peygamberin (s.a.v.) bile ürktüğü vahiy anında O'nu sakinleştirmişti. 16 Bihârü'l-Envâr, 16/4

NİKAH AKDİNİ EBU TÂLİB GERÇEKLEŞTİRDİ (2)

Hişam söyle rivayet etmektedir: "Resûlullah (s.a.v.) Hatice'yi çok seviyordu. O'na ihtiram gösteriyordu ve işlerde O'nunla istişare ediyordu. O olgun ve aydın fikirli bir kadın, Resûlullah için iyi bir vezir ve müşavirdi. Resûlullah'a, kadınlardan ilk iman eden de O'ydu. Muhammed (s.a.v.) Hatice hayatta olduğu müddetçe başka kadınla evlenmedi." 17   17 Tezkiretü'l-Havas, s. 302

HZ. FÂTIMA’NIN KARDEŞLERİ

Peygamberimizin (s.a.v.) Hz. Hatice (a.s.) ile olan evliliğinden altı evladı olmuştur. İkisi erkek, dördü kız olan evlatları, Kâsım -ki Resûlullah (s.a.v.) Ebu'l-Kâsım diye anılırdıAbdullah, Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm ve en küçükleri Fâtıma'dır (a.s.). Resûlullah 30 yaşında iken Hz. Zeyneb, 33 yaşında iken Hz. Rukiyye, daha sonra Ümmü Gülsüm, daha sonra da Fâtıma-i Zehra dünyaya gelmiştir. 18 Resûlullah (s.a.v.)'in evlatlarından sadece Hz. Fâtıma (a.s.), Kendisinden sonra yaşamıştır. Diğerleri, Babaları hayatta iken ahirete göçmüşlerdir.   18 Siret-i İbn-i Hişam, c. 1, s. 206

HZ. HATİCE’NİN FAZİLETLERİ

Resûlullah, "İslam, Ali'nin kılıcı ve Hatice'nin malı üzerinde yükseldi" buyurmuştur. Hz. Hatice, Cenab-ı Hakk'ın selamına mazhar olacak bir samimiyetle dinine bağlı idi. Cebrail aracılığı ile Kendisine, "Yanına gelen Hatice'dir. Rabbinin selamını O'na söyle. O'nu, cennette, gürültüsü olmayan ve bitkinliğin yaşanmayacağı kamıştan bir evle müjdele" ifadeleri ile cennet müjdelenmiştir. 19 Afif el-Kindî'den rivayetle, dedi ki: "Ticaretle uğraşan biriydim. Mekke'ye hac için gittim. Tacir olan Abbas bin Abdülmuttalib'in yanına gittim. Onun yanındayken saklı bir yerden genç bir adam çıktı, güneşe doğru baktı ve namaz kılmaya başladı. Biraz sonra genç adamın çıktığı yerden bir kadın çıkıp o da namaza durdu. Daha sonra buluğ çağında bir çocuk aynı yerden dışarı çıkıp namaza durdu. 19 Tezkiretü'l-Havâs, s. 303

HZ. HATİCE’NİN FAZİLETLERİ (2)

Ben Abbas'a dedim ki: `Ey Abbas, bu genç adam kimdir?' Abbas dedi ki: `Bu genç adam Muhammed bin Abdullah bin Abdulmuttalib, kardeşimin oğludur.' Dedim ki: `Bu kadın kimdir?' Abbas dedi ki: `Bu kadın, bu genç adamın hanımı Hatice bint-i Huveylid'dir.' Ben dedim ki: `Bu çocuk kimdir?' Abbas dedi ki: `Bu, genç adamın amcasının oğlu Ali bin Ebi Tâlib'dir.' Dedim ki: `Ne yapıyorlar?' Abbas, `Namaz kılıyorlar. Genç adam da kendisinin peygamber olduğunu iddia ediyor. Genç adamın bu emrine ancak hanımı ve amcasının oğlu tâbi olmuşlar' dedi." 20 Hakim bin Uyeyne'den: "İlk olarak tasdik eden Hatice'dir. Kıbleye doğru ilk namaz kılan ise Ali'dir." 21 Rafi'den: "Resûlullah (s.a.v.) ilk namazını pazartesi günü kıldı. Hatice pazartesi gününün sonuna doğru namaz kıldı. Ali (a.s.) ise, ilk namazını ertesi gün, salı kıldı." 22 İbn-i İshak şunları kaydediyor: "Resûlullah (s.a.v.) her ne zaman kafirlerin inkar ve hakaret edici sözlerinden üzüntü duyarsa, -yaşadığı […]

PEYGAMBERİMİZ İÇİN HZ. HATİCE

Arap toplumunun o dönemki koşulları dikkate alındığında, bir kadının ticaretle uğraşması, topluma kendini kabul ettirmesi ve başarıya ulaşması ender rastlanılan bir hal idi. Ancak Hz. Hatice bunu başaracak özgüvene, akla ve olgunluğa sahip idi. Kâbe'nin putlarla dolu olduğu bir dönemde O ve ailesi Hz. İbrahim'in dini üzere yaşamıştır. Hz. Muhammed'le (s.a.v.) evlenmek istemesi, maddi bir gereksinimden değil, tamamen içindeki manevi arayıştan kaynaklanmakta idi. İslam'ı ilk kabul eden insan olma şerefine eren Hz. Hatice, Resûlullah (s.a.v.)'in en zor günlerinde O'nun sığınağı olmuştur. Son derece akıllı, güçlü bir kadındı. Müthiş bir teslimiyetle Hz. Peygambere (s.a.v.) bağlı idi. Öyle ki sadece manevi destek değil, Resûlullah'a (s.a.v.) olan inancı ve güveni sebebiyledir ki, tüm servetini İslam'ın yayılması, Hz. Peygamberin (s.a.v.) korunması için hiç düşünmeden seferber etmiştir.

PEYGAMBERİMİZ İÇİN HZ. HATİCE (2)

Hz. Enes şöyle dedi: "Bazen Peygambere hediye takdim ettiklerinde şöyle buyururdu: Falan kadının evine götürün, çünkü o Hatice'nin dostu idi." 23 Ölümünden sonra dahi Habibullah (s.a.v.) O'ndan övgü ile bahsetmiştir: "Ümmetimin kadınlarının en hayırlısı Hatice bint-i Huveylid'dir." 24 Hz. Aişe'den rivayet edildiğine göre: "Hz. Resûlullah (s.a.v.)'in yanında Hz. Hatice anıldığı zaman, O'nu övmekten ve O'nun için bağışlama dilemekten üşenmezdi. Bir gün yine O'nu andı. Bu, kıskançlık duygularımın kabarmasına neden oldu. Dedim ki, `Bir koca karı değil miydi? Allah Sana ondan daha iyisini vermedi mi?' Peygamber (s.a.v.) bu sözümden dolayı o kadar öfkelendi ki, saçlarının ön tarafları titriyordu. Dedi ki; `Allah'a yemin ederim ki, O'ndan daha iyisi Bana verilmiş değildir. İnsanların inkar ettikleri bir zaman da O Bana inandı, insanların Beni yalanladıkları bir sırada O Beni doğruladı. İnsanların Beni her şeyden yoksun bıraktıkları bir sırada O sahip olduğu her şeyi Benim için harcadı. Diğer […]

PEYGAMBERİMİZ İÇİN HZ. HATİCE (3)

Rivayet edilir ki, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir koyun kestikleri zaman, "Bunu Hatice'nin arkadaşlarına gönderin" derdi. Hz. Aişe bunun sebebini sorduğunda ise, "Ben O'nun sevdiklerini severim" derdi.

HZ. FÂTIMA VARLIK ÂLEMİNE İLÂHÎ BİR EMİRLE GELMİŞTİR

Son Peygamberin neslini devam ettirecek olan kişi işte böyle bir anadan ve âlemlerin hürmetine yaratıldığı bir büyük Resul'den dünyaya gelmiştir. Ancak Cenab-ı Hak, Hz. Fâtıma yaratılmadan önce Hz. Peygamberi (s.a.v.) dahi O'nun için hazırlamıştır. Bu konudaki rivayet şöyledir: "Resûlullah (s.a.v.) Ebtah denilen yerde oturuyorken, Hz. Cebrail gelir ve O'na şöyle seslenir: Ey Muhammed! Yüceler yücesi Rabbin Sana selam söyler. Kırk sabah boyunca Hatice'den ayrılmanı emreder. Hz. Peygamber (s.a.v.) Ammar bin Yâsir'i Hatice'ye göndererek ilahi emri O'na da bildirdi. Resûlullah kırk gün boyunca ibadet etti. Gündüzlerini oruçla, gecelerini de namazla geçirdi. Kırk günün sonunda Cebrail geldi ve şöyle dedi:

HZ. FÂTIMA VARLIK ÂLEMİNE İLÂHÎ BİR EMİRLE GELMİŞTİR (2)

Ey Muhammed! Yüceler yücesi Rabbin orucunu bu yemekle açmanı emrediyor. Peygamberimiz (s.a.v.) bu yemeği doyuncaya kadar yedi ve kanıncaya kadar su içti. Sonra namaz kılmak için ayağa kalktı. Cebrail yanına geldi ve şöyle dedi: Hatice'nin evine gidinceye kadar şu anda namaz kılman Sana haramdır. Çünkü Yüce Allah bu gece Senin sulbünden tertemiz bir zürriyet yaratmaya söz vermiştir. Resûlullah (s.a.v.) derhal yerinden kalkarak Hatice'nin evine gitti. Hz. Hatice (a.s.) anlatıyor: "Yalnızlığa alışmıştım. Gece karanlığı çökünce başımı örter, üzerime geniş giysimi alır, kapımı kilitler ve namazımı kılıp virdimi yerine getirdikten sonra çıramı söndürürdüm. Sonra da yatağıma uzanırdım. O gece yarı uyumuş, yarı uyanık bir halde iken, birden Peygamber geldi ve kapıyı çaldı. `Muhammed'den başka kimsenin çalmadığı halkadan kapıyı çalan kimdir?' diye seslendim. Resûlullah tatlı ve yumuşak bir ses tonuyla bana seslendi: `Kapıyı aç ey Hatice! Ben Muhammed'im.' Kapıyı açtım ve Peygamber eve girdi. Gökleri […]

HZ. FÂTIMA VARLIK ÂLEMİNE İLÂHÎ BİR EMİRLE GELMİŞTİR (3)

Taberânî'den naklen Hz. Aişe'nin şöyle dediği rivayet edilir: "Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Mirac'a götürüldüğümde Beni cennete dahil ettiler ve Ben cennet ağaçlarından birinin altında durdum; öyle bir ağaçtı ki, cennette onun gibi güzel, yaprakları beyaz ve meyvesi hoş olan bir ağaç görmemiştim; onun meyvesinden alıp yedim; bu benim sülbümde nutfeye dönüştü; yeryüzüne döndüğümde Hatice ile biraraya geldim ve O, Fâtıma'ya hamile kaldı. O zamandan beri ne zaman cennet kokusunu arzulasam Fâtıma'yı kokluyorum." 29 "Cebrail, cennetten bir elma getirdi, Ben onu yedim ve Hatice ile biraraya geldim. O Fâtıma'ya hamile oldu. Bir müddet sonra Hatice, `Benim hâlim çok hafiftir ve Sen yanımdan ayrıldığında karnımdaki bebek benimle konuşuyor' dedi." 30 "Mirac'a götürüldüğüm gece, Cebrail (a.s.) bir cennet ayvasını bana getirdi. Ben onu yedim ve Hatice Fâtıma'ya hamile oldu. Bu yüzden Ben cennet kokusuna iştiyak duyduğumda Fâtıma'nın boynunu koklardım." 31 Hatib-i Bağdadî, Hz. Aişe'den şöyle rivayet etmektedir: "Ben Resûlullah'a […]
Scroll to top