2. EBRAR AYETLERİ (4)
necik ekmek yaptı. Akşam olmuş, iftarı bekliyorlardı. O sırada bir fakir (miskin) gelip: `Esselamü aleyküm ya Muhammed Ehl-i Beyt'i! Ben Müslüman bir fakirim. Beni doyurunuz ki Allah da sizleri cennet sofraları ile doyursun" dedi. Onlar da derhal sofralarındaki ekmekleri bu fakir miskine ikram ettiler. Ve Hz. Ali (a.s.) Fâtıma'ya (a.s.) hitaben: `Ey insanların en hayırlısının kızı! Ey iman ve şerefin kemâline sahip olan Fâtıma! Görüyorsun ciğerleri parçalayıcı haliyle kapıda duran şu miskin, açlığını bizlere arz ederken, hâl lisanıyla Allah'a naz ve niyaz etmektedir.' Hz. Fâtıma (a.s.) ise Ali'ye (a.s.) hitaben şöyle dedi: `Ey amcamoğlu! Emrinize âmâdeyim. Gerçi o miskini hoşnut edecek ve memnun kılacak bir şeye sahip değilim. Fakat umarım ki aç bir kimseyi doyurmak suretiyle hayırlı insanlardan sayılıp cennete girer ve şefaate ererim.' Cümlesi bir lokma almadan sofralarındaki ekmekleri fakir miskine verdiler, kendileri su ile iftar ettiler. Ertesi gün oruçlarına devam ettiler. Fâtıma (a.s.) o gün arpanın ikinci ölçeği ile ekmek yaptı. Akşam yaklaşınca ekmeği sofraya koydular ve iftarı bekliyorlardı. Derken, kapıya bir yetim geldi: `Esselamü aleyküm ya Muhammed Ehl-i Beyt'i! Ben Muhacir çocuklarından bir yetimim. Babam Akabe harbinde şehit oldu. Beni doyurunuz, beni doyurunuz! Allah da sizleri cennet taamları ile doyurur' dedi. Yine ekmeklerini yetime ikram ettiler. Ve su ile iftar ederek o akşam da aç yattılar. Ertesi gün Fâtıma (a.s.) üçüncü çömlekteki arpayı ekmek yaptı.
